Ufkun pembeliği çok şey anlatır bize
Girer güneş kıpkırmızı geceye
Taze gelince doğurmak için sabahı
Ve bölünse de binbir hece
Toplanıp her gün
Tek kelimelik ah güzelliğiyle
Değnekli bir baykuş
Kendini uğursuz sayanlara karşı
Mücadelesini sürdürmekte hâlâ
Hâlbuki kendisi gece görünmekte
Herkesin gündüz bile göremediğini
O gece kocaman gözleriyle
Önce varlık döngüsü sudan birkaç yudum
Kahve taşmayacak kadar dur başında
Sonra İsviçre Dağları şeklinde çikolata
Muhabbete hazırlık çokça kendinle
Şiire davetiye belki dünyayla
Uykusuzluğa iyi gelir, çekip çevirir
Şiir içinde şiir
Oluverdim birdenbire
Kalem tuttu elimden
Yazıyorum birden bine.
2006
Virajlarda nasıl yavaşlarsa araç
Öyle girmeli insan, kritik dönemeçlere
Yol ayrımları sürat indirip
Baykuş bilgeliğine danışmalı
Tanrı seni bana gönderdi
Gamsızlığım artsın
Beni sana gönderdi
Duyguların açığa çıksın
Bizi birbirimize gönderdi
Sevgi insanlıkça bilinsin
Gülüşümüz benzer gel işimiz de benzer olsun
Resmi duruşun silinmez resim karşımda
Boyası akmayan, fırçalarını elime verdiğin
Müziğin gotik, makyajını da öyle say
Olma o kadar karamsar
Bir caz kedisi, rock sağlamı birleştirir bizi
Aşk çocukça olmaz
Sorumluluk ister
Tutku ister
Sabır ister
Eline oyuncak vermez her zaman
Kasım'da Ağustos böceği sesleri
Ve yüreğimde o mahzun duruşlunun resmi
Ne çok yazdı Nâzım ve'yi
Usta şairliğe göre handikap
Nâzım elinde esaslı hitap
Yağmur perileri başımda yine
Kalbim elimde kaç kapı
Dolaşıyorum heyecanla
Bir ben değilim öyle
Böyle arsız ve keskin
Öylesi pervasızca




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!