MONA LİSA
Biraz ter biraz boya biraz düş olsan bile
Sana bakan yüzlerle, gözlerin gelir dile
Kimsin, nereden geldin; neresi, senin yordun?
Bulanık bir sis gibi kıtaları doldurdun
Okunmaz cemaline bakarken uzun uzun
Ressamla bir tuvalde titreşen ruhunuzun
Görünür ızdırabı, öyle mahzun ve derin
Resamın elleriyle dokunurken ellerin
Kehribar çehren, Mona; neler fısıldar neler
Etrafında belirsiz, destanlaşmış gölgeler
Çelikten gölge sükût, kırılmaz; yekpare an
Açık alnında donup mermere dönmüş zaman
Biraz ter, biraz boya; sen, ucuz bir ikona
Bilirim ki hayalsin, bir gölgesin sen mona
Not: bu tabloyu dünyada bilmeyen yok
Mona Lisa tablosuna paha biçilemiyormuş.
Acaba neden?
Gerçekten sanatsal değeri bu kadar yüksek mi?
Bir soru daha sormak istiyorum.
Bizim büyük ressamlarımız yokmu?
Acaba Osman Hamdi Bey'in tabloları bu kadar değerli değilmi. Mesela, kaplumbağa terbiyecisi tablosu.
Neden ülkemizde Osman Hamdi bey tanınmıyor?
İşte bütün mesele bu
Başa dönelim
Mona Lisa tablosuna neden paha biçilemiyor? Bana göre gerçekten başyapıt olduğu için değil. Of of lanıp pof pof landığı için bu seviyeye getirildi.
Değerine gelince, hiç bir bedel getirdiği geliri karşılamaz
Ne dersiniz?
Suphi Sekü
Kayıt Tarihi : 24.2.2026 04:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




peki,
bizden de size küçük bir hediye...
.
...
.
adını hecele süreyyanın,
ve kaç asırdır suskunsun sen mo/na/li/sa…,
ki sen anadolu gırtlaklı bir kayyumsun,
kimse senin gibi söyleyemezken,
öyle doğal gelir ki sana çağırmak adımı,
ve gırtlağından süzülen sesine
ömrümü feda etmek istemem de keza bana…,
sen;
elmacık kemiklerinden akan
eflatun ırmakların çakıl taşları ile,
üç taş oynayan…,
ihramı iç/inde mütemadî bir umrede,
yalınayak seyy/ah/sın,
ve
çocuk yürekli bir çukurova bozlağına
her veda edişimle çoğalan,
aşkın salyalarından tiksinmeyen
ben,
kalbinin ılık suyunda,
gurbet garipliğimi saklarken,
pişkin bir vefasızlıkla…,
buyurgan nefsimin,
yüreğine attığı tırnak izlerinin,
tahammülle bağışlayanısın…,
ah;
çektirdiğim arsız çilelerin çilekeşi,
ki sen gece yarısı uykundan uyanıp,
yumulu gözlerinle,
mısralarına heceler seçen sevdalısın…,
esirgeme benden de,
merhametle bakan gözlerini desem,
kederli nazarlarını önüne düşürürsün,
bahtı gibi kömür gözlüm,
ay ışığına yakılmış bir sonat gibi,
sarıl bana ey aşk,
sarıl ve yarama dokun…,
ki soğuk bir su içsem uzakta yâr üşür...,
ve
bir mektupsun o/ndan,
duadan ötesin...,
ah;
.
...
.
TÜM YORUMLAR (1)