Sen her gittiğinde ben Eylül olurum,
Bilemem ne yapacağımı.
Sımsıcak bir yaz bırakıverir içimde kendini
Yağmurlara,
Rüzgarlara,
Yaprak dökümlerine.
Ben Eylül sevmem,
Yaprak dökümünü hele hiç sevmem,
Yok onun ne hüzünden, ne aşktan anladığı,
Varsa yoksa salça, salamura, kurutmalık.
Kandırıyorlar sizi bu şairler....
Benden söylemesi,
Ne Eylül'dü ama
Yine noktayı koydu...
Attırdı şalını,
Açtırdı bir tek,
Söyletti, söyletti...
Bir Eylül'sün içimde bitmeyen,
Ne yana dönsem yapraksın,
Ne yana dönsem bilmediğim duygular.
Bir Eylül'sün içimde sarıdan yeşile,
Yeşilden kızıla dem vuran...
Yanına kalmayan yarınada kalmıyor,
Bir rüzgâr esiyor ansızın,
Bir fırtına çıkıyor,
Savuruyor,
için dışın darmadağın,
Eylül'ün gücü yetmiyor,
Falancanın kızının oğlunun bacısı,
Ömür yarısı,
Ömür törpüsü.
Bi bilsen ne gönül sızısı.
Nasıl sevdim nasıl?
Ben unutamıyorum ki gönlüme kattığı neşeyi,
Artık bir yürek seni sığdıramıyorsa
Bir köşesine,
Ne durmalı o köşede bilemedim?
Git demenin binbir şekli var.
Görmezden gelmek gibi,
Günaydın diyememek gibi.
Biliyorum o fesleğenleri artık ne sen sulayacaksın,
Ne de ben dönüp sulayacağım...
Ben bir ölümlüyüm,
Fani dünyanın
Çokta güzel bir yerinde,
Güzel bir yerine konuşlandım.
Çokta derine dalmadan
Düşünmek istiyorum
Hadi uyan,
Daha bitmedi,
Film yeni başlıyor.
Yaşamın ve bizim birbirimizden alacaklı olduğumuz bir gün daha yazıldı hanemize...
Hadi uyan,
Aç pencereni,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!