Bir romantizm Romantik ozan, romancı ve gazetecidir ve çoğunlukla Romanya'nın en meşhur ve etkileyici Romen yazarı olarak gösterilir.
Mihai Eminescu, Junimea edebiyat Topluluğu'nun aktif bir üyesiyken, bunun yanında Muhafazakar Parti'nin (1880-1918) resmi yayınorganı olan Timpul (Zaman) Gazetesi'nin de bir editörüydü. İlk şiir kitabı hemen hemen 16 yaşındayken yayımlandı ve 19 yaşındayken tahsil görmek için Viyana'ya gitti. Şairin ortalama 14,000 sayfayı içeren, 46 ciltten oluşan elyazmaları, Titu Maiorescu tarafından 25 Ocak 1902'de yapılan bir toplantı sırasında Romen Dili Akademisi'ne (Romance'nin en yüksek otoritesi) armağan olarak sunuldu. "Luceafarul" (Akşam Yıldızı) , "Oda in metru antic" (Antik Vezniyle Ode) ve "Epistles/Satires" (Beş Mektup) meşhur çalışmalarından bazılarıdır. Şiirlerinde sıkça doğaüstü, mitolojik ve tarihi mevzular kullandı. Genel olarak çalışmaları Alman Felsefeci Arthur Schopenhauer'ın tesirini taşımaktadır.
Eminescu, 3 (üç) Şubat 1989'da Bükreş'deki Marcuta (Marcutsa) hastanesine kaldırıldı, daha sonra Caritas Sanatoryumun'da da bir müddet tedavi gördü. 15 Haziran 1889 senesinde sabah saat 04:00 sıralarında Doctor Şutu'nun Sanatoryumu'nda tedavisi sürerken öldü. 17 Haziran'da Bellu Mezarlığı'nda bir ıhlamur ağacı altında toprağa verildi. Ölümünden sonra 28 Ekim 1948'da Romen Dili Akademisi üyeliğine seçildi. Moldova Aristokratı bir ailenin varisi Raluca Iuraşcu ile evlenmiştir.
Eserleri
Eternal Longing, Impossible Love
Poems and Prose of Mihai Eminescu
The Last Romantic: Mihail Eminescu
Poems of Mihail Eminescu
Poezii
Sfantul pamant al Transilvaniei
Eminescu
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!