Bir dumanlı hava, kısık soluklar,
Buğulu cam, ardında ıslak sokaklar...
Sarmaş-dolaş gözler ve kör ümitler,
Nazlı gelinler gibi beyaz kadehler
Öyle bir sihirle dolu;
İçtikçe yaşarız, yaşadıkça ölürüz,
Kadeh kadeh içeriz hatıraları.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




bu gün meyhaneye gitsem
kafamı dagıtıp etsem sitem
her ne yana baksam gülemem
bu aşk beni benden aldı kime ne desem
hiç mi gülmeyecektim dünyada
yürüyorum ben çakıllı yollarda...süleyman erkuvan
yüreğin kalemin susmasın
Dertten değil neşeden içen bir yürek şiiri, ki böyle içki içen, hep içmesini de eğlenmesini de bilmiştir... Çok güzeldi Ünal Bey, kutlarım. Sevgilerimle esen kalın!
Bir meyhane havasını ve o havada canlanabilecek duygular çok güzel anlatılmış gönülden tebrikler
Mesut Özbek
Yirmi dört yaşın birikiminin güzel bir ürünüydü.Kutluyorum üstadım,Şükrü Topallar
Tebrikler ikutluyorum şair..Kaleminiz susmasın.
Değildir içkinin sarhoşluğundan
Dilin dolaşması,ellerin şaşırması,
Kime sorsan; gözlerin yaşarması
Bir pişmanlık acısından değildir.
Bir yağmur bulutudur o kadeh,
Ne getireceği hiç belli olmaz;
Kahkahalarla güler de içen,
Derdinden öleceği hiç belli olmaz.
O kadeh,o bulut,o meyhane havası
Âşinasına âh! ...Ne hoş gider.
Ayık gelir gelmesine de kadeh,
Değince dudaklara hep sarhoş gider.
Coşar,içeriz-içer,coşarız,
Öldürür bizi bu,ama yaşarız...
Tekrar tekrar geçeriz hatıraları,
Kadeh kadeh içeriz hatıraları
NEFİS BİR ANLATIM. TÜM KALBİMLE KUTLUYORUM HOCAM. SELAM VE SAYGILARIMLA...
Efendim, saygı ve sevgiyle anıların kucaklanması bile çok güzel... Zerafetin kalemine saygılar
HELAL OLSUN BE YÜREĞİ YÜCE USTAM.................SAYGILAR
Sonra birden titretir o dumanlı havayı
Fî tarihinden kalma bir sevdanın şarkısı,
Bir mısra dolanır dudağına yarım-yamalak,
Ölsen,çatlasan gelmez arkası.
O yarım mısralar,ne şiirlerdir,
Ne anılarla doludur herbiri;
Ne,sevgiliyle geçen o renkli günler,
Ne,şarkılar kadar ahenkli günler
Ne veda sahneleri,ne vefasız sevgililer,
Neler yaşarız o yarım mısrada,neler...
Ünal bey...kaleminize teşekkürler...harika dizeler...kutluyorum...saygılar.
Bu çok eski tarihli şiiriniz ile gene o masum sarhoşlukların eğreti konukluklarına götürmüşsünüz okurunuzu...
Kutluyorum sayın Ünal Beşkese.
Bu şiir ile ilgili 14 tane yorum bulunmakta