Ne nisanın güneşi yansıtan yağmur kokusu var,
Ne de kasımın atkı gibi sardığı yolların sıcaklığı…
Fırtına sesine uyandım bu sabah;
Bir yıldırım düştü karşıki parka,
Bir şimşek aldı aklımı pencerenin ardından,
Yavru köpeklerin uğultusunu bastırıyor yağmur,
Martıların çığlıklarıysa, duş penceremden doluyor aynama…
Peki, nereden çıkageldi şimdi bu sevda esintisi,
Niçin bir hoş yüreğim, her baharda olduğu gibi?
Tırtıl gibi şimdi hayallerim, zamansız kozasından çıktı ve değişti…
Hiç tohum atmamıştım oysa, en son baharda hasat bitmişti,
Nasıl oldu da karlı gönlümün yamaçlarında bu çiçekler filizlendi…
Bu mevsimsiz sevda neden?
Neden duygularımı saran bu vakitsiz tatlı münakaşa?
Artık istemiyor yansımalarım eski bakışlarımı, o günden sonra…
Yüzüme dökülen kış güneşi ve gözlerinden başka
Aldırış etmiyor artık hiçbir şeye gözlerim…
Eylül aşklarımı bilmesem, inanmazdım kendime asla…
Bu bambaşka bir şey;
Hem vakitsiz, hem de başıma gelenin en güzeli,
Hem çok çocuksu, hem de çok tecrübeli…
Onu farklı kılan bir şeyler olmalı,
Bekli henüz farkına varamadığım…
Ayaz güneşinde bedenimi ateş sarıyor kalbimden,
Fırtınanın merkezine ilerliyorum,
Rotasızca etrafında savrulurken…
Hiç hissetmediğim bir mevsimi yaşıyorum,
Bana yaklaşırken, birbirimizin bakışlarını yakalarken,
Sonraki günün umuduna “hoşça kal” derken…
Aralık 2008
İlhan SağKayıt Tarihi : 25.12.2008 16:45:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Aslında her mevsim aşk'ın, aşk her mevsimin.
Yüreğine sağlık sevgili İlhan.
TÜM YORUMLAR (4)