Mevsimi geldi...
Ben ve senin gölgen yürüyoruz Beyoğlu'nun uluorta siyahlığında. Nice aşklar, sarhoşlar; nice hayatlar geçiyor aramızdan, duymuyoruz. Suskunluklar dolduruyor yine, aramızdaki boşlukları.
Azıcık yanına sokulup, dudaklarınla son kez sarhoş olmak istiyorum, sen susuyorsun... Ben ince ince kırılıyorum; cam kırıkları doluyor göğüslerime. Senin gözlerinse hep benden ötede, ufku arar gibi.
Geçtiğimiz yollarda, "kuş ölümlerinin" arttığı söylentisi dolaşıyor etrafta. Beyoğlu'nda herkes bize şüpheyle bakıyor. Sen ise en katı halinle adımlıyorsun yolları, varlığımı mümkün olduğunca azaltarak. İşte, öylece ekledin beni "çemberin dışında kalması gerekenler" listesine. Olsun be sevgili, bir noktadan sonsuz doğru geçer!
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta