Biz seninle biraz da ''aynı''yız sanki
Sadece sen pembe iken
Ben siyaha yakın bir mavi
Aysız gecelerde özlerim
Yıldızlı bir o kadar da karanlık ellerini
Bak yine dumanlandırdın düşüncelerimi
Sevgine layık biri olmasam da
Gülen yüzünle hep sen ol masamda
Susarken sana yanmış ağaç gibi
Yalanlar söyle, sen susma karşımda
Hayallerime fazlaca yaklaşma
Biliyorum, senden değil bu huzursuzluk
Hep şu kaldırımlardan
Şimdi unutmuştum çoktan
Yürümek kadar kolay olsaydı
Çizgilere basmadan
Yüze kadar saydım
Beyaz bir leke umut, hep var sen görmesen de
İzi kalır hep, zordur, aşk olsun öldürene
Hangisi imkansız bir kere olsun düşünün
Geceyi yırtan yüce kelime kün feyekün
Tomurcuk da küserse dikenden başka ne kalır
Uyku mahmuru gözleriyle
Neş'em mi gelmiş yerine
Sor bakalım
''O'' nu da almış mı eline?
Defolsun o zaman, gitsin
Huzurumun kaçtığı yere
Köhne bir kütüphanenin buz gibi raflarında
Saklanacak köşe arar yazmadığın satırlar
Neşeli masanın çarpık ayakları altında
Tecrübeli rüzgar, silgi tozlarını kovalar
Kalem ağacından düşmüş yorgun beyaz yaprağın
Benzersiz zannederdin hâlbuki
Nereden geldi her yere bu gözler şimdi
Ne kadar da çok benziyor
"Sen" diyeceksin utanmasan
Komplosun...
Bir kelebek önünde es kaza
Bak durulmuş dalgası denizin
Duyduğum sûru mu İsrafil'in
Gözler yağmurla taziye verir
Ağlamak bizim adetimizdir
Soluğu gelmiyor hoş sesinin
Sundular katre-i yârı ilk yudumda mest oldum
Âli muhabbetti mühim maksadımı unuttum
Parlak, cürmüm kadar bir od idim kendi halinde
Damlaya divane dolaştım, deryayı unuttum
Muradım odur sönmesin parlayanlar yürekte
Aysel miydi Müjgân mıydı neydi
Yoksa bir çiçek ismi, bir mevsim miydi?
Boşuna sarf etmeyin zengin kafiye
Veya hüzünlü bir beste
Gün gelir unutursunuz siz de
En azından zannedersiniz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!