Şimdi...
Sana sayfalar dolusu seranat yapmak vardı....
içinde adın gecen şiirsel sözler yazmak vardı
Dün yoktu bak iste bugün vardı...
Gitme demem sana
Senin gidesin vardı.
Çığlık çığlığa Bir serzeniş
Her sözümde bitiyorsun
Gördünmü.
Oysa ne hayaller kurmuştuk seninle
Mutluluk dilemiştik öyle sımsıkı el ele
Ne oldu birden ne değişti şöyle
Yasak olsada yedik o meyvadan
Örtü kalktı avret denen mahalden
Öyle uygun gördü yaradan
Bir günah la başladı sürgünün en büyüğü
Yüz yıllar aradım durdum kendimi
Can kırığından bir faça,
Hayal kırıklığına uğramış bir hece
Birde sıralanınca acılar peş peşe....
Tek kelime ile...
Yine boktan geçiyor her gece.
Umutla yattık, karanlık gecenin köhne koynuna.
Olmadık işler geldi garip başımıza
Taş kesildi sanki yastık başımızın altında
Umut ektik, sevgi ektik, karanlığın bağrına
Tuzlu yaşlarla suladık umudu karanlık cağlarda
Kimse bilmedi bizi sormadı halimizi naçarda
Boynumuza asılmış ağır bir yüktü yaşamak
Ne yaşamayı başarabildik nede ölebildik
Bir türkü şefkatiyle tutunduk yarınlara
En sevdiğimiz ezgiler vurdu satırbaşlarında
Bütün harfler düşman bildi bizi
Parçalandık hece hece her gece
Uzay cağından bin yıl geride
Milattan önce vurdu gözlerin
Şiir henüz vuku bulmuştu dillerde
Şairden önce vurdu sözlerin
Karacoğlan derki sırrım sende
-Herkes gitti.
-Herkes gider zaten.
Kimi yarım kalınca,
Kimi istediğini alınca;
Herkes gider.
Hala seninmiş gibi
Kaç kulaç taşır beni kıyıya
Kaç ölümdür bedelim kaç kulaç arasıyla
Kaç balıkçı yetişir sakın ol edasıyla
Kaç nida susturur sessizligimi duayla
Kaç teneşir paklar bu bedeni sabunlarıyla
Kaç musalla helal olsun der selâmlarıyla
Kavgada tanıdım seni,
ekmek gibi öz
Su gibi aziz,
kavgada tanıdım seni
Kalabalıkların arasında yanlız
Kendi içinde kalabalık




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!