Çağırdığın yere Hazret,
Bize düşen gel olmalı.
O dergâh ta bulup vahdet,
Bükülecek bel olmalı.
Sataşmadan muhannete,
Vekil isen, can Ahmet’e?
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Rayihay-ı Rahman sinmiş dizelere.
Gönlüne sağlık gönül dostum, nur ol.
Baki selam ve muhabbetim ile
'EŞİDDAÜ ALEL KÜFFARİ RUHAMAU BEYNEHÜM TERAHUM...'-(İLA AHİRİL AYEH)-(ONLAR Kİ KÜFFARA VE DÜŞMANLARINA KARŞI ÇOK ŞİDDETLİDİRLER, BİRBİRLERİNE KARŞI İSE ÇOK ŞEFKTALİ VE MERHAMETLİ DAVRANIRLAR...İLA AHİR)-Sure-i Fetih-
Bizim asıl kıstaslarımız; Kitap ve sünnet ölçüleridir. Çünkü bunu bizzat Allah(cc)ın Resulü(sav)efendimiz şu hadis-i şerifleriyle beyan buyurmaktadırlar;' SİZE İKİ ŞEY BIRAKIYORUM, ŞAYET BUNLARA TEMESSÜK EDERSENİZ KURTULURSUNUZ! BUNLARDAN BİRİSİ VE BİRİNCİSİ, ALLAHIN KOPMAZ İPİ OLAN KUR'ANDIR, İKİNCİSİ İSE AL-İ BEYT-İ NEBEVİM YANİ SÜNNETİMDİR!'
Bir başka hadislerinde de şöyle buyururlar; BEN-İ İSRAİL(YAHUDİLER) 71 FIRKA OLDULAR. BUNLARIN İÇİNDEN BİR FIRKA KURTULDU GERİSİ DALALETE GİTTİ.
BEN-İ NASARA(HIRISTİYANLAR) 72 FIRKA OLDULAR, ONLARIN 71' İ HELAK OLDU BİR FIRKASI KURTULDU!
BENİM ÜMMETİM SE; 73 FIRKA OLACAK! BUNLARDAN 72' Sİ HELAK OLACAK, SADECE BİR FIRKA KURTULACAK!' Ashab-ı kiram(ra) sorarlar;' YA RESULLALLAH KİMDİR O, KURTULAN FIRKA? Resululllah(sav) buyurur;' BENİM VE ASHABIMIN YOLU ÜZERE OLANLAR'-Kütüb-ü sitte-
Yapmadı mı savaş Ahmed?
Çekmedi mi onca zahmet?
Bir elinde varken rahmet,
Öbürün de Seyf olmalı!
Etmez miydi, ikaz ihtar!
Münafığa oldu mu yar?
Dostu muydu(!) onca ağyar?
Hep bal mıydı dilde kal'i?
Asıl örnek o, Nebi de!
Bilmek düşer, her abid'e!
Bak sünnete ve;'tabi' de!
Yoksa azim bil vebali!
Hayırlı çalışmalar.
Tebrikler Üstadım!
Çok veciz, hikmet dolu ve manidardı.
Tam puanla selamlıyor, bol ilhamlar diliyorum.
Listemde.
Saygıyla..
Mehmed İhsan; bağrı yanık
İki yüzü hakka dönük
Hab-ı gafletten uyanık
Zikredecek dil olmalı..................Mehmed İhsan USLU
Hayırlı Cumalar hocam.
Güzel kalemden güzel şiir okudum.
Selam.
Bu şiir ile ilgili 5 tane yorum bulunmakta