tiksinti ve huzursuzluk
çağın en hızlı koşucuları
patileri vardı ikisinin de
sessizce sokulurlardı yanıma küçük ayaklarıyla
uzanırlardı kitaplardaki söz kırıntılarının arasına
yazmaya başladığım an hareketlenirlerdi
bıraktım kırılmayı geçen gün, tamamen bıraktım
tekrar başlamayı düşünmüyorum masraflı oluyor
tamam daha önce de bırakmıştım birkaç kez
nefsime yenik düşüp tekrar başlamıştım, kötü çevre
ama bu kez kesin, çünkü bu kez bıraktığımda
bir köpek başını kaldırıp karanlığa havladı
(ben hiç ağlamadım çünkü gözyaşlarım düşüncelere dönüştü
ve düşünceler gözyaşları kadar acı vermez mi?-Cioran)
her yerde ve bazı yerlerde daha fazla;
unutuşun, tankların ve mehter marşının.
eziktir merhamet sözü.
geçen gün seni bizim mahallede görmüşler
kolunda kimse yokmuş bu kez
ama elinde kalınca bir kitap varmış:
“sana gül bahçesi vadetmedim”
okumuştum onu yıllar önce erkenden delirmek için
henüz delirmeyi başaramasam da
bugün küçük düşler kumbarasına
bir adet “tren raylarında yürümek” attım
dünyadan kaçtım kedi adımlarıyla
ortalığa saçılmış duygu leşlerinden kaçtım
diz çökmekten dizleri yok olmuşlardan
cesarete saygı duymayan eğilmişlerden
(Ah, o ışıltılı sahtelikler alanına nasıl da birbirlerini ezerek doluşuyordu büyük çoğunluk. nasıl da keyifle izliyorlardı piyon değiş tokuşunu. onlar o sahneyi kabarmış iştahlarıyla izlerken ben tanıdık bir his bulup
tren yolculuklarına çıkıyordum. istasyon adlarını ezberliyor ve o adları getirip ağzının kenarına bir doğum günü hediyesi gibi bırakıyordum. bu; içtenliğin maskesizliği ve daldığım düşüncelerin meyvesiydi.
zamanın oynaklığı ve ahlaki çöküşün ifade bulduğu yüzler sergisinde güle güle harca benden ödünç aldığın maskesizliği. borcun yok.)
dinlen toprak! biraz dinlen
her yer kalbe inemeyen insanlar yığınağı
her yer kayıp eşyalar bürosu
I.
az önce baktım daha.
sarılacak kimse yok.
bütün kucaklar ölü ele geçirilmiş olay yerinde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!