Teolojik bir kırıntının izdüşümü vardı her daim alemde inkâr edilemez bir gerçek olarak.
En "Arkhe"tip ilkel kabilelerde bile görülmekteydi bu olgu yapılan tüm kültürel antropolojik kazılarda.
Kainata gözlerini açıp kendini arayan insan bir zaman sonra kendini Tanrı'ya adamıştı.
Çünkü maddenin özünde ki fanilik mayası ezeli bir varlığa işaret ediyor olmalıydı.
Sırlar alemiydi aslında ontolojik açıdan bu dünya.
Varlığı irdeleyen insan aklı kısır bir döngüde kayboluyordu her seferinde.
Tümdengelimden tümevarıma kadar her türlü bilişsel metod denenmişti kadim mantık önermeleri ortaya çıktığından beri.
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta