Mesela bir akşam üstü düşün;
Hani yerde Anadolu kavağının tepesi olsun. Çarşaf gibi denize kanını akıtsın güneş. Karadeniz e açılan o kapıdan içeri gelin gibi nazlı bir gemi girsin. Hava dolsun ciğerlerimizin içine. Ellerini tutayım utangaç. Utandığımı avuçlarına avuçlarım söylesin ter alfabesiyle. Sen usulca koy başını omzuma, ben bir zahmet öleyim sevinçten. Sonra ilk orada söyleyeyim sana sevginin ne anlama geldiğini. Sımsıcak doğa sarsın hücre köklerimizi.
Mesela bir sabah düşün,
Yerde Emirgan sahilinde bir bank olsun. Hani o sakin emirgan sabahlarından biri. İnsanlar daha akın etmemiş. Deniz mavi değil lacivert. Sabah fırından aldığımız o sıcacık ekmeği birbirimizin parmak uçlarına üfleyerek katıksız yemişiz. Sonra sen bankın ucuna oturmuşsun ben uzanmışım dizini yastık yaparak. Hayal kurmuşuz midemize yapışan hamurun ağrısında. Güzel şeyler konuşmuşuz. Sonra öpecek olmuşum seni, sen kaçırmışsın yüzünü menzilimden.
Zindana girersen, beni de çağır.
Sabrı, kanaatı bal niyetine
Ekmeğe dürersen, beni de çağır.
Bazen iki dünya sığar içime




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta