Merhum Ö.Faruk Geylani Öğretmenden anılar

Mahir Odabaşı
533

ŞİİR


7

TAKİPÇİ

Merhum Ö.Faruk Geylani Öğretmenden anılar

Öğretmenlerimizin hayatımızda çok önemli bir yeri vardır. Hepimizin öğretmenlerimizle veya çevredeki öğretmenlerle ilgili anıları vardır. Örnek alınacak bir çok yönünü kendisinden veya onu tanıyanlardan dinlediğim ve üç yıl önce kaybettiğimiz Osmancık ilçesinden merhum Ömer Faruk Geylani öğretmenimizle ilgili birkaç olayı paylaşmak istiyorum.24 Kasım öğretmenler gününe yaklaşırken hem onu rahmetle yad etmek, hem de başka arkadaşlara güzel örnek teşkil eder niyetiyle.
Bu öğretmenimizde herkeste olmasını arzu ettiğimiz bir çok özellikler mevcuttu.

En önemlisi işini çok sever ve hakkıyla yerine getirmeye çalışır ve okul çıkışlarında eve giderken mutlaka bir öğrencisinin elinden tutar, yolda öyle yürürdü.Bu davranışı ile sadece öğrencinin sınıfta öğretmeni olarak kalmaz, aynı zamanda dışarıda da onlarla ilgilenerek gönüllerini fethederdi.

Hiçbir özel günde öğrencilerinden kesinlikle hediye kabul etmezdi.Faruk öğretmenin bu özelliğini onda okuyan çocuğu vasıtasıyla zamanın ilçe Kaymakamı da öğrenmiştir. Dolaysıyla Kaymakam beyde çocuğunun öğretmenini sevmekte ve ona saygı duymaktadır. Ahşap bir evde kalırken Faruk öğretmenin evinde yangın çıkar ve bazı eşyaları yanar.Durumdan İlçe Kaymakamı haberdar olur. Böyle bir ortamda, Faruk öğretmene vakıftan yardım ederek yardımcı olabilmek için yanına çağırttırır. Kaymakamlık olarak kendisine vakıftan bir miktar yardım etmek istediğini söyler. Faruk öğretmen bu ilgi için Kaymakam beye teşekkür ederek, ‘’Efendim şükür canımız sağ ve memur olduğumuz için az çok bir de maaşımız var’’ diyerek bu teklifi geri çevirir.

Eğitim müfettişi Sadık Dikmen beyle sohbet ederken, yıllar önce Osmancıkta bir köy okuluna teftişe gittiğinde unutamadığı bir anısını anlatmıştı. Öğretmenin ismini hatırlayamadığını ama çok hoşuna gittiğini söyledi. Bende muhtemelen bunlardan birisidir diye üç beş tane isim sayınca tamam hatırladım ismi Faruk GEYLANİ idi dedi. Müfettiş arkadaş köy okulunda, sınıfta fen bilgisi dersinde küçük çocuklara ‘’ Çocuklar hiç akciğer gördünüz mü? ’’ diye sorduğunda sınıfın hepsi birden parmak kaldırarak EVET derler.’’ Maket olarak gördünüz demi’’ der, hayır derler. Bir öğrenciye ‘’Anlat bakalım o halde nasıl gördün? ’’ dediğinde, öğretmenimiz bizi bahçeye topladı ve bir keçi kesti. O keçiyi yüzdü ve ciğerini çıkartıp hepimize gösterdi, hatta elimi bile değdim der.Peki öğretmeniniz keçinin etini ne yaptı diye sorunca, onu da kavurma yaparak bizlere yedirdi cevabını verir.

Faruk öğretmen yıllar önce Osmancık İlçesinin uzak, biraz mahrumiyet sayılan bir köyünde görev yaparken, tayin ister ve İstanbul yolu güzergahında bulunan, merkeze yakın bir köye tayin edilir.Yeni görev yeri ulaşım açısından, sosyal yönden iyidir, rahattır fakat Faruk öğretmen rahat değildir.Çünkü bıraktığı köy uzak, mahrumiyet diye tayin isteyen olmamış ve Faruk öğretmenin biricik öğrencileri öğretmensiz kalmıştır.Düşünür taşınır ben buradan gitsem buraya hemen tayin isteyen öğretmen olur.Boş kalmaz. Fakat burada kalırsam oradaki emek verdiğim öğrencilerim öğretmensiz kalır, ben bunun vebalini çekemem der.Düşüncesini yenge hanıma anlatır.Onunda kabul etmesiyle eski köyüne tekrar tayin ister ve öğrencilerine kavuşur.Bu durumu çevresindeki bir çok insan yadırgar.Başkası merkeze gelmek için can atarken, sen tutup uzak köye gönüllü gitmek için tayin istiyorsun… Olacak şey mi bu diye…! Eğitim fakültelerinde okuyan tanıdık öğrencilere üniversite nasıl olsa biter ama tayininiz özellikle mahrumiyet bir köye çıkarsa biraz daha idealist olun, ilkleri yapmaya çalışın dediğimde, gayri ihtiyari düşünmeden verilen cevap ‘Ben köye gitmem ki...’’

Emekli olduktan sonra Faruk öğretmen, bir kaç arkadaşla beraber birlik beraberlik içerisinde birer daire sahibi olalım amacıyla, güvene dayalı olarak bir inşaata başlarlar.O inşaatta Faruk hoca varsa, bende girerim diye üye olanları mahcup etmemek için var gücüyle çalışmaktadır.Bir gün sıcakta inşaatta iki üç tane işçi çalışırken, onlara pide yaptırır ve soğuk içecekle beraber yanlarına bırakır ama kendisi duvarın arkasında başka şeylerle meşgul olmaya çalışır.İşçilerden birisi abi seni bekliyoruz niye gelmiyorsun? Başka şeylerle uğraşıyorsun diye yanına gittiğinde, lütfen siz devam edin bu yiyecek ve içecekler tüm üyelerin parasıyla sizin için alındı. Lütfen siz devam edin, ben yiyemem der. Bu duruma şahit olan işçi Şaban bey, abi bu kadar inşaatlarda çalıştım, ilk defa böyle insanla karşılaştım diye anlatmıştı.

Faruk öğretmen, kendisine has kuralları olan, bu kurallardan asla taviz vermeyen ve her yönden kendini yetiştirmeye çalışan kişiliğe sahip birisi olup; emekli olduktan sonra bilgisini hayat tecrübesiyle yoğurarak genç nesillere faydalı olmak adına eser yazmaya karar verir. Bu noktada; zamanı iyi değerlendirmek adına, çarşıdan, pazardan, kahvane köşelerinden fedakarlık yapılmak suretiyle gerekli çalışmalar yapılır, müsveddeler hazırlanır ancak; kaderin bir cilvesi olsa gerek, akılda olmayan ve çaresi bulunmayan hastalıkta davetsiz misafir misali, Faruk öğretmenin vücut kapısını çalar. ‘’ Yolda, handa, hamamda, / Pabuçlar giyilmedik kalmıştır,/ Bağcıklar bağlanmadık, / Düğmeler iliklenmedik. /Acayip bir yolculuk gelip çatmıştır / Hiç bu kadar yakın beklenmedik ‘’ hesabı eser yazmak için harcanacak o kıymetli zaman, artık hastane köşelerinde geçirilmek zorundadır. Faruk öğretmen bu halinden hiç şikayetçi olmaz.(Rahatsızlığında ziyaretine gittiğimde, ben de şahit oldum) Ancak; çocuklarına ve ziyaretine gelen gençlere de şu unutulmaması gereken hayat dersini vermeyi ihmal etmez.’’ Dün gitti, bu gün bitti, yarın meçhul, bu yüzden, geleceğe dair, planlarınızı yaparken acele ediniz. Bakarsınız benim gibi, uygulama imkanı bulamadan müsvedde olarak bırakmak zorunda kalabilirsiniz …..! ’’

‘’İnsanlarla öyle geçininiz ki ölümünüzden sonra düşmanlarınız bile ağlasın’’ der Hz. Ali. Dostlar muhakkak ağlar ama düşmanları ağlatmak pek herkese nasip olmaz. Öğretmenler gününü kutlamaya hazırlandığımız şu günlerde Ekim 2007 ayında hakkın rahmetine kavuşan Ö.Faruk Geylani öğretmenimizi ve merhum tüm öğretmenlerimizi rahmetle anıyor, hasta yataklarında yatanlara acil şifalar, emekli ve halen görevlerinin başında olan tüm öğretmenlerimize de sağlık, sıhhat içerisinde afetlerden uzak afiyetler diliyorum.
* *
‘’Hayat tomurcuklarını, ümit yağmurları ıslatır/Ölümden sonra güzel anıları, dostlar yaşatır…’’

Mahir Odabaşı
Kayıt Tarihi : 22.11.2010 13:55:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Mahir Odabaşı