Acımasız Gurbetlerin Zalim karanlıklarındayım.Sevda şiirlerinin,yanlızlık mısralarındayım.Kahreden sevdaların çileli sokaklarında,hıçkırıklı yaşların kanlı yaşlarındayım.
Merhaba BİTANEM
Sana bu sözleri en uçsuz bucaksız en acımasız gurbetleri seni sensiz dolaştığım,Derbeder sokaklarından yazıyorum.Gözlerim yollarını,kulağım fermanlarını bekliyor.Geceleri yıldızlara adını yazıyorum.Dağlara taşlara güzelliğini anlatıyorum.En güzel şiirleri şarkıları sana yazıyor en güzel çiçekleri sana saklıyorum.Şuanda hayalimde sen gülmeyi unutmuş bahtsız yüreğimde sensizliğe isyan ediyorum.Kadehlerde teselli arıyorum.Anladım ki sensizken hiç tatmamışım aşkı sevgiyi hele hele derdi kederi hiç tatmamışım bu derde düşmeden önce,
En mutlu günlerinden bir gün bir köşe başında elinde sigarası,cebinde şarabıyla,Kalbinde sevdası gözünde yaşıyla bir garip görürsen beni,beni hatırla.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta