Sert bir iklimin taze çocuğuyum,soğuk havalarda çatlamaz artık ellerim.Başarılı bir okul hayatını çeşitli şehir ve ortamlarda geçirdim,arkadaş değil kardeş edindim çevremdekileri ve kardeş sıcaklığında kabul gördüm çok şükür...Herkes kadar insan olmaya çalışan,kanayan yarasına baktığında gözlerinin önü kararan,incitildiğinde feryat-u figan eden,kırıldığında güçlü olabileceğini düşünürken bile gözlerinden akanları silmekten yorulan,tanıdığı kimseler olmadığında salıncağa binmekten hala mutluluk duyan,harflerin kelimelere dönüşümünün eşsiz sürecine hayranlıkla bakan biriyim.bir fidan gibi dalları budanmış,kollarının nekadar yükseğe gidebileceğini,bulutlara yetişip yetişemeyeceğini asla öğrenemeyecek olan biri...herkes kadar yaşanılanlardan nasiplenmiş,şükretmeyi öğrenmiş,aza kanaat getirmiş biri....
Oynamaya hala doyamamış,oynamak için her zaman kaçabilmiş,oyun dönüşlerinde işittiği azarlamalar o tadı eksiltememiş ve ertesi gün yine kaçmaya hazır olmuş bir çocuk...
İçindekilerin özünü koruduğu,kendi doğrularını bulabilmiş,inançlarını yaşayarak kabullenmiş bir delicik belki...
Bir insan evet insan..
sadece...
yalnız...
herzaman insan....
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




-
Sıdıka Padak
-
Sıdıka Padak
Tüm Yorumlargit..yine de git..hep git..artık..dur(ma) ..git(me) ...
git..yine de git..hep git..artık..dur(ma) ..git(me) ...