Melekler Başka Sever 6.bölüm

Melek Udeh
17

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Melekler Başka Sever 6.bölüm

MELEKLER BAŞKA SEVER 6.BÖLÜM

- Nerdesiniz canım, nasılsınız? öldüm meraktan, dedi.
Eylülün yanından biraz uzaklaştım.
- Mehmet sana birşey anlattı mı, dedim.
- Hayır ama mehmetle alakası ne, dedi Ahmet.
- Uzun hikaye, Mehmete sor o anlatsın sana, dedim.
Yolda gelirken Eylül:
- Ne yapmalıyım Melek bana akıl ver, dedi.
- Hala seviyor musun, dedim.
- Evet. bunca yıl niye aşık olamadım melek? ona olan aşkımdan aşık olmadım, dedi.
- Peki oda hala seni seviyorsa yeniden denemenizde bir sorun olmaz, dedim.
- Evet ama ya yine beni yarı yolda bırakırsa, dedi.
Eylül çok haklıydı ona güvenmemekte. Biraz gülsün diye 'O zaman Ahmet, ben ve sen onu bir güzel döveriz yola gelir' dedim. Eylül güldü. Onu güldürmeyi başarmıştım. Canım arkadaşım neler yaşamış yüreğinin kuytu köşelerinde sessizce.
- Iyiki seni tanımışım, dedi.
- Evet iyiki beni tanımışsın yoksa Mehmeti asla bulamazdın, dedim gülerek.
- Deli ne olacak, dedi.
Morali düzelmişti. Eve geldiğimizde Ahmet cafenin önünde bizi bekliyordu. Hemen yanımıza geldi.
- Anlattı mı? dedim.
- Evet anlattı. Şimdi nasılsın Eylül? dedi. Eylül:
- iyiyim, dedi.
Ahmette şaşırmıştı benim gibi. Annem sofrayı hazırlamıştı. Bir güzel karnımızı doyurduk. Annem döktürmüştü yine. Cumartesi ve Pazar tatildi bize. Akşam geç saatlere kadar oturduk Eylülle. Eylül Mehmetle yaşadıklarını anlattı. Anlattıkça yaşıyordu o günleri. Sabah saatin dördüne geliyordu uyuduğumuzda. Sabah Eylülle beraber babamı parkta gezmeye götürdük. Sonra geri geldiğimizde Ahmet cafenin önündeydi oturuyordu. Bizi görünce ayağa kalkıp Babama selam verdi.
- Nasılsınız Aziz amca, dedi.
- Tanışıyor musunuz, dedim babama. Babam:
- Elbette tabi. nede olsa komşumuz sayılır. hemde mahallemizin esnafı. Sen çalıştığın için konuyla komşuyla alakan yok tabi. Sonra Ahmete dönerek:
- iyiyim Ahmet bey oğlum sen nasılsın, dedi. Eylül:
- Tabi canım bizim gibi çalışan insanların ne gibi alakası olur ki mahalle esnafıyla değil mi ama, dedi, imalı imalı.
Gülmemek için kendimi zor tuttum. Ahmet Babamı yukarı çıkarmamıza yardım etti. Babam:
- Ahmet bey oğlum kapıma kadar gelmişsin bir kahve içmeden bırakmam buyurun içeri girin, dedi.
Eylül, ben ve Ahmet göz göze geldik. Ahmet:
- Tamam gireyim dedi.
Eylül yine tutamadı çenesini:
- Körün istediği bir göz Allah verdi iki göz, dedi.
Ben hemen Eylüle çimdik bastım. Ahmet gülüyordu. Allahtan babam duymamıştı. Babam:
- Hadi Melek, Ahmet bey oğluma ve bana bir kahve yapta içelim, dedi.
Ben Ahmete:
- Kahvenizi nasıl içersiniz, dedim.
- Orta, dedi.
Mutfaktan Eylülün kahkaha sesleri geliyordu.
- Bu kızda olmasa evin neşesi olmayacak yine ne muzurluk yaptıysa, dedi babam.
Kahveleri yaptım. Annem, Babam ve Ahmet beraber oturup içtiler. Annem Ahmeti sorguya çekti adeta. Annemin sorması benim açımdan iyiydi. Bizde Eylülle mutfaktan dinliyorduk. Annem yanımıza geldi:
- Ah Meleğim yavrum tam kendine uygun birini bulmuşsun, dedi.
- Anne sen nerden biliyorsun, dedim, Yoksa eylül mü söyledi. Eylül:
- Yok bu sefer ben değilim, dedi. Annem:
- Kimsenin söylemesine gerek yok, anneler anlar, dedi.
Ahmet kalkmak için müsade istedi.
- Birazdan arkadaşım gelecek ben kalkayım. kahve için çok teşekkür ederim, dedi.
Ahmet gittikten kısa bir süre sonra bana mesaj attı. 'Mehmet eylülle konuşmak istiyor, hep beraber yemeğe çıkalım mı' diye. Eylüle anlattım 'tamam' dedi. Babamlara 'biraz dolaşacağız' dedik. hazırlanıp çıktık. Mahalleden biraz uzakta aldılar bizi. Bir restoranta gidip oturduk. Mehmet eylüle:
- bir daha seni bırakamam. yıllarca aklımda hep sen vardın. babamın işleri yüzünden okulu bırakıp memlekete batmana döndüm. senin geleceğine mani olmak istemedim. ama seni asla unutmadim, dedi.
Eylül ayağa kalktı. Hepimiz gidiyor diye düşündük ama o mehmete sarıldı. 'beni asla bırakma' diye ağlıyordu. Ahmetle o kadar mutlu olduk ki onların tekrar bir araya gelmelerine, anlatamam. Yemekten sonra biraz dolaştık. Ertesi gün pazardı. Hasankeyfe gitmek üzere anlaştık, vedalaştık. Onlar cafeye gittiler. biz eve çıktık. Ikimizde mutluluktan uçuyorduk. Enise:
- sizde bir haller var anlatın bakayım dedi.
Olanları eniseye anlattık. o da çok şaşırdı.
- Bizi iyi uyuttun helal sana eylül abla, dedi.
Dün uykusuz olduğumuz için saat 10'dan sonra uyuduk hemen. Sabah erkenden uyandım. Kahvaltıyı hazırladım. Herkesi uyandırdım. Kahvaltıdan sonra biz hazırlanmaya başladık. işleri eniseye yıktık. Ahmet dükkanı açmıştı. Biz buluşacağımız yere gittik. 5 dakika sonra arabayla geldiler. Arabaya bindiğimizde ahmet:
- herkes telefonunu kapatsın bugün rahatsız edilmeyelim, dedi.
Hepimiz telefonlarımızı kapattık. Ahmetin yanındayken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordum. Onu tanıdıkça daha çok seviyordum. Onu tanıdığım günden beri gözlerimin içi gülüyordu. Çok güzel bir gün geçirdim. Ahmette duyduğum aşk bambaşkaydı. Onun yüzünü görmek, sesini duymak, elini tutmak benim ekmeğim, aşım, suyum gibiydi. Çok güzel bir gün geçirmiştim. Eve dönmek için arabayı park ettiğimiz yere geldik.
- Ben artık telefonumu açıyorum canım, dedim.
- Tamam meleğim sen bilirsin, dedi.
Telefonumu açtım hemen bildirim mesajı geldi. Tam 23 kez. enise aramıştı. Kesin birşey olmuştu. Yoksa enise bizim nereye gideceğimizi biliyordu ve rahatsız etmezdi. Eylüle:
- sende aç telefonunu dedim.
Onada hemen bildirim geldi. enise onu da çok aramıştı. Hemen eniseyi aradım ama şimdide ona ulaşılamıyordu. Evi aradım. telefon çalıyordu ama açan yoktu. Aklıma her türlü şeyler geliyordu. Acaba annem mi kötülenmişti yine. Hemen komşumuz zehra teyzeyi aradım. Zehra teyzenin söyledikleri hayal meyal hatırlıyorum. Kendime geldiğimde hastanedeydim kolumda serum vardı.

yazan:Melek Udeh

Melek Udeh
Kayıt Tarihi : 10.6.2011 13:20:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Melek Udeh