Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim
Devamını Oku
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim
Yaş elli üç
Bana hep siyahı gösterdiler, pembeyi bilmem.
Saklamasını öğrettiler ve hep duyguları beklemeyi.
Çorak damlı, iki odalı bir ev.
Eski bir büfe, ahşap radyo, köhne bir dolap, dört köşe bir
masa.
Üstünde rakı şişesi ve bardağı.
Penceresi küçük bir evde, yüreği korkuyla dolu bir kadın.
Mutlu olmayı, mutlu etmeyi küçük yaşlardan beri dedem öğretmişti bize. Güzele, sevgiye, sadakata ve insanlığa ait ne biliyorsak ondan almıştık.
Sanki bir f ...



