MEKTUP 4
darbeler ve muhtıralar çocuklarıyız biz. ne olduğunu, neler yaşandığını kavrayamasak da anamızın, babamızın, komşularımızın tedirgin adımlarından, ürkek bakışlarından, yabancıların, hatta manavın, bakkalın yanındaki suskunluklarından anlıyorduk iyi şeyler yaşanmadığını.
darbeler ve muhtıralar çocuklarıyız biz. kuşkunun, kaygının insanı boğan yalnızlıklarını paylaştık abilerimizin ve ablalarımızın.... ve onlardan öğrendik güveni, onuru, sevdayı...
'asmayalım da besleyelim mi? ', 'kana kan intikam intikam' çığlıkları arasında insanlıktan çıkanlara baktıkça daha bir gururlandık bize insanlığımızı öğretenlerle ve insanlığımızla. daha bir büyüdük, ve idam sehpaları kuranlara inat daha bir sevdik Deniz'i, daha bir sevdik Yusuf'u, daha bir sevdik Hüseyin'i, daha bir sevdik.... ve öykündük yaşamlarına.
darbeler ve muhtıralar çocuklarıyız biz. sevdalarımız memleketimize benziyor bu yüzden. tüm güzellikleriyle göz alıcı bir 'anka' gibi dirildikçe yeniden yeniden yakıldığımız ateşleri beslediler. işte bu yüzden çatık kaşlarımız, bu yüzden yüzyıllara dayanır en yeni türkümüzün yaşı.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




BİZ YAKILMIŞ BİR ŞEHRİN,YİTİRİLMİŞ BİR ULKENİN ÇACUKLARIYIZ...TEBRİKLER USTAD
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta