Bu kente bu gece masal anlatan masalcı dedeler gelmedi, yokluğumun ve yokluğunun yıldönümü... Bir sonbahar akşamıydı kaygılarımızın peşinde koşmaktan yorulmuş, sığınacak bir liman aramaktaydık... Oysa ilkokul sıralarında kalan tebeşir kokulu hayallerimiz vardı. Çocukluğumun sinsi gölgesi iç cebimde saklı durur hep. Onun da hayalleri vardı... Tıpkı sana benzeyen sonbahar saçlı... Gittin dönülmez yollarda kayboldun ve bir daha olmamalısın...
Bu kente masal anlatan kimse kalmadı bu gece, çünkü bu kentte yaşayan insanlar hep masal kahramanıydı. Öfkemizi yapıştırıp ta gökyüzünün koyu lacivert çehresine, gülüşlerimizi alıp gitmeliyiz, tıpkı senin gibi. Öyle yapmalıyız değil mi? Yorulduğumuzu anladığımız zaman kaçmalıyız.
Kaçmalıyız...
Kaç.
ma.
lı.
o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…
Devamını Oku
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…



