Göğün mavi boşluğunda
Kimi zaman beyaz güvercinler
Kimi zaman da leş gözleyen akbabalar.
Her şey bir fanusun içinde saklı;
Siyah - beyaz
İyi - kötü
Haykırışların duyarsız kalır duvarlarda.
Kapılınca hayatın hırçın dalgalarına
Umutsuzca çırpınırsın bulanık sularda.
Durulmak bilmeyen sularla taşırsın
hicranını, umudun kumsalına.
Ellerinde kalan birkaç çakıl taşıdır
Yolların kıvrımında
Kaybolurken çizgiler
Akşamı yakalamak isteyen güneş
Vadi ufuklarında
Saklanmaç oynar
Gönüllerde sessiz bir
Zigana Geçidi;
Bir tarafı yeşil ile mavinin birleştiği çizgi,
Diğer tarafı beyaz ile mavinin birleştiği çizgi,
Ortası ise yeşilin beyazla tanıştığı çizgi
Neresinden bakarsanız bakın,
iki rengin,
Bir Erzurum sevdasındayım
Dağların beyaz zülfünde
Dadaş kızının bakışlarında
Aşkı yaşayan Ferhatım
Beyaz örtünün altında bahar
Taşkın ırmaklar gibi akarım
Düzlüğü olmayan vadilerden,
Kumsalı olmayan denizlere.
Med-cezirlere karışır köpüklerim.
Kim bilir hangi vadide zambağım,
Neden bu kadar korkar insan
Ölüm, insanlığa ihsan
Ah Resulü(s.a.v) bir koklasan
Son nefeste Allah diye alsan
Beden uzanmış musallada
Omuzlarımı güneş mi yakıyor ne?
Kim dokunuyor saçlarıma, kimin bu eller?
Yoksa gözlerimden perdeler mi çekiliyor bir bir?
Aman ya Rabbi, yoksa ölüm mü çalıyor kapımı?
Oysa ki daha dün tazelemiştim hayallerimi.
Tüm ımkansız hayallerimi silmiştim zihnimden.
Uçurumun kenarındayım ey canan
Eğer ki ayrılırsa senden bu can
Kahrolur giderim düştüğüm an
Adımların boşluğunda durur zaman
Kalbim su gibi durulmak bilmiyor.
İçimdeki nehirler dağları deliyor.
Gönlümün tüm barajlarını yıkıyor.
Ey ruhumun pınar damlası,
Bu can bardağına gizlenmiş canan,
Aklım fikrim sende durulmak istiyor.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!