Elâzığ-Maden’de doğdu. İş hayatına İngilizce öğretmeni olarak başladı. Manisa, Yozgat, Konya, Elâzığ ve Ankara’da görev yaptı. 1993 yılında Kültür Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne naklen geçti. Burada iki yıl çalıştıktan sonra istifa etti ve serbest çalışmaya başladı.
Çevre, doğa, av-yaban hayatı üstüne örgütsel ve bilimsel çalışmalar yaptı; yurt genelinde uygulamalara katıldı.
Sinemayla da yakından ilgilendi, özgün senaryolar yazdı, yazıyor.
Şiir, öykü, roman çalışmalarının yanı sıra çeşitli dergi ve gazetelere yazılar yazdı, köşe yazarlığı yaptı.
Karanlığın Gül Kokusu adlı kitabıyla öykü dalında ödül aldı. Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği ve BESAM üyesi olan yazar; Antalya'da yaşıyor.
www.mehmetmaden.com
[email protected]
Eserleri
Şiir: Alışmak Ayrılıklara
Öykü: Bir Sabah Hüzün, Karanlığın Gül Kokusu
Çocuk Öykü: Sevgi Sokağı-10 kitaplık dizi, Yapraklar Güneşe Bakar- 10 kitaplık dizi
Çocuk Roman: Öğretmenime Mektuplar, Bir Günlük Macera, Kimsesiz Adam, Dijital Sevgi, Valiz, Fidye
Roman: Yarın Çok Uzakta
Eğitim: İngilizce Öğretim Rehberi
Senaryo: Buz ve Alev, Kırmızı Mendil, Karanlığın Gül Kokusu
Dizi Senaryo: Kapımı Üç Kere Çal
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!