Mehmet Habip Güney Şiirleri - Şair Mehme ...

Mehmet Habip Güney

İçimdeliğiyişinin üflüyorum ateşine. Alafranga soğan filizli yollarda gitgelli insan ayakları. Vazseziyorum vazgidişlerdeki kara tenimin şefkatli ellere mazili muhtaç'sizliğini. İçime tükürük gökyüzsüzlüğünüz ve sulak senelerdeki fincandan yıldız burçları. Değirmende örgüt öğütücü acılarımın dinmeyen akarsuları. Dersler çıka, çıka değinmeyişinden bulunamıyorsuzluğunun hatrıma. Yediremiyorum zorunluluğunda yaşamı unutan kulaklarımın bu özlemini. Gelme, gelmem artık sulhta bile hudutsuz yüzyılın saydam davası sana susuzluğum hattına.

Mehmet Habip Güney

Devamını Oku
Mehmet Habip Güney

Kıyafetler, insanlardan daha güzel.

Mehmet Habip Güney

Devamını Oku
Mehmet Habip Güney

Hayat sizin bu berbat düşüncelerinizden ibaret değil! Tek akıllı sizmişsiniz; komplekslerinizden arındırılmamış beyinlerinizin, olmayan fikirlerinin ceremesini biz çekiyoruz. Bütün meselenizin sebebi, ait olmadığınız yeri, düşünceleri, yozlaşmış arkadaşlarınızın söylediklerini ölesiye sahiplenmenizden geçiyor. Şimdilerde Pinokyolar burunlarını arıyor, doğruları söylediğine inandırmak için. Peki ya neden?

Hepiniz şehrinizi mezarlık hâline getirmiş, yetmemiş, karakterlerinizi de öldürmekten çekinmemişsiniz. Sonra da kuru kalmış bedenlerinizin mezarında ağlamayanlara kinlenmiş son sözlerinizi hâlâ birilerine duyurma peşindesiniz. Kimse bana hak vermemeli mesela; bin gece kan kustuğum, ölüp ölüp dirildiğim konularda. Ve dahi ağlamamalı mezarımın başında. Oysa acılarım o kadar da güzel şiirlerken kimse de gelip dinlememeli son sözlerimi.

Çünkü ben de duymak istemiyorum, sizin üçüncü dünya ülkelerinden kalma, kompleksli, düşüncesiz ve isteklerinizle dolu şımarık hareketlerinize ev sahipliği yapmış gülünç acılarınızı. Daha anlaşılır konuşmak gerekiyorsa: her samanı seyranlık yapıp başkasının yorganında bit yeniği arayana…

Devamını Oku
Mehmet Habip Güney

Yine solgun bir vücutta can bulmuşsa filiz,
rengini unutup
boyamamışsa kendini,
hoş kokulu ölüm.
Can verip güneşe,
bırakmıyorsa yeşili sessiz,

Devamını Oku
Mehmet Habip Güney

Siz sanıyorsunuz ki
Kitaplar rafta durmak içindir,
Aşk lafta.

Mehmet Habip Güney

Devamını Oku
Mehmet Habip Güney

Gözüm seni aramıyor...
Gözüm hâlâ sende.

Mehmet Habip Güney

Devamını Oku
Mehmet Habip Güney

Velhasıl kelam, sen şimdi yoksun ya; uyumak istiyorum, dibini gördüğüm ansiklopedisi yalanlarla dolu bir kütüphanede. Çünkü buna alışmışımken doğrulara yabancıyım. Uyandığımda, geç kaldığım bir trene yetişememek veyahut tanrı vergisi, vergisiz nimetlerin zehirli hâllerinde mide doldurmak. Gözümü açtığımda, şehirden çok uzak eski bir medeniyetin kalıntılarında... Ben sana çiçekler toplayayım, sen medeniyet getir ruhuma. Karamsar bulut; gözyaşlı tenim, tuzlu güneşsiz. Anlamsız aydın kesim, anlamsız aydın. Mide bulantısı çehre, çevre… Gitmek istiyorum da; peki bu kalıntılardan başka nereye? Daha göremedim; seni düşünmek getirmiyor seni. Duruyorum sözümde. Savaş hâlindeyim kendimle; atım kamburlaşmış ve aksak, zırhım kapkara kuş tüyü. Her şey ağır ve hesapsız. Alacağım seni ya kalbimden ya da yuvadan bir akşam, zamansız. Tiktak sesleri ile doldurulmuş göz aç kapa hayatlar çırılçıplak, ben âmâ; ama nereye kadar? Burnumun sızlı direği, sizli iğrenç şeker kokuları. Bir zamanlar vanilya bahçelerinde gezerken...

Kimseye söylediklerimi yokluğa anlatıyorum sadece. Sen yokken bile her şeyden daha güzelsin.

Mehmet Habip Güney

Devamını Oku
Mehmet Habip Güney

Ben Veli'nin kızılcığıyım,
İlk yemişimi bu sene verdim...

Mehmet Habip Güney

Devamını Oku
Mehmet Habip Güney

Yaşım, dokuzdan beri boynu bükük dal gibi her an
seni bekler. Yarım yamalak, yamalı; kör kurşunlara
ev sahibi, nefesimin emeklerinde umudum bu
şapkada tavşan. İçimi görmedikçe gözleriniz,
fıtratıma ihanet; kırbaçlanmış, sizlere uğrak
yolumun üstü her han. En iyi sen bilirsin: Attığın ateş

Devamını Oku