An anı kovalıyor sana verilen mühlet daralıyor.
Zerre iyiliğin zerre kötülüğün hesabı yaklaşıyor
Harf harf hece hece aydınlığı öğrettin.
Harflerle güneşi fener yapıp vermiştin.
Bilenle bilmeyen bir olmaz demiştin.
Harflerle medeniyeti sen göstermiştin.
Gelen gidenden almaz ibret
Ölüm yakınsa ecelin ziyaret
Sultanlar göçüp gitti ey fani
Yol göründü mü eceldir ani
Gölgeler anlık düşer toprağa
Ölüm esintiyle yazılır yaprağa
Hak yoluna giden gönül yanar
Çare diye hak olmayana kanar
Ne sultan kaldı ne de tahtı
Kimi iyi Kimin kötüydü bahtı
Derenin suları hep bulanık aktı
Kimisinin içi Kimisinin dışı yaktı
Gökyüzündeki yıldızlar konuşur
Gönlümdeki çiçekler buruşur
Gözlerimde hayali dilimde kelamın
Ah, ne sen geldin ne de selamın
Yusuf'un güzelliği sende olsa
Süleyman'ın mülkü sende kalsa
Yaşlanmakla güzellik kaybolur
Kişi mezara girmekle çaresiz kalır
Bir bak etrafına her gün bir iki kişi eksilir
Fotoğraflar duvarda asılı, hatıralar silinir
Kötü sözün sahibi hep pervasızca incitir
Gidenden ibret almasak gönlümüz incinir
Anlamadım ömür hazinesinde kalmadı sayfa
Deniz aynı deniz değişenler kaptan ile tayfa
Uyan gönül, bir çiçekle bahar olmaz, bilmez misin
Gözümden akan yaşlar kalbi deler, görmez misin
Ettiklerin göğe yükselir, vah çekmeden durmaz mısın
Yanlışın üzerine doğrular koysan da durmaz, bilmez misin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!