O ağır ağır geliyordu,
İçime konan bir kuş gibiydi.
Hırçın, neşeli ve coşkulu...
Merhaba sana merhaba sevdalı(m) .
Sen ağır ağır gidiyorsun,
Yine Kanlar akar,
Kan adlı ülkemde...
Roboski'de vurulur güzelim yürekli çocuklar
Ve
Vahşet doludizgin coğrafyamda,
Canlar verdik faili belli cinayetlerde,
Hiçbir şeye gerek yok kadınım.
Oruçlu günümün sonunda,
Soframda bir dilim sesin
Bir bardak gülüşün olsun yeter.
Kadınım,
Kutsalım olur musun?
Güneş’i, ay’ı, yıldızları
Denizleri, bulutları, yağmurları
Rüzgârları, kuşları, balıkları
Kederleri, sevinçleri, acıları, tatlıları...
Yolları aynı ise tüm insanların.
Peki Nicedir
Ölüm yüklü demir kuşların seslerini işitiyorum başımın üzerinde
ve hemen yanımdaki ağacın bir dalına konmuş
bir kırlangıcı görüyorum.
Bir tepe ötemde kan kusuyor ağır silahlar
Nedir bu gördüklerim,
işittiklerim nedir?
Çı bu...
Ne oldu Zînê?
Nicedir bu düşünmelerin,
Nicedir bu kaygıların,
Ve
Niyedir bu Soğukluğun...
Yokluğun öylesine işlediki içime,
Ağzımı bıçak açmıyor...
Ne oldu bize Zînê..
Neden,
Sonbaharda savrulan kuru yaprak gibi
savrulduk uzaklara...
Sevdiğim
Kadınım
Ben Sensiz,
Akrepsiz yelkovan gibiyim
Yokluğunda saati şaşıran
Saniyelere gebe kalırım
Sevgiyi Bilir misin?
Bilirmisin sevmeyi ve sevilmeyi
Hiç benim kadar sevdinmi taparcasına
Hisstetinmi taa...benliğinde mutluluğu
Bir telefonla bulutlar üstünde gezdin mi?
Ağlayan gözlerin gülmeyi öğrendi mi?
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!