“Biz Sen’i ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (el-Enbiyâ, 107)
I
Bir figan yükseliyor şu dil-i nâlânımdan/ hicranla örselenmiş en elemli yanımdan
güz yankılı bulutlar sardı asumanımı/ solgun renkler kuşattı bağ-ı gülistanımı
çiçeklerin tenine zeval gölgesi düştü/ ne handan güftelere hüznün bestesi düştü
kahr ile bin perişan sensiz göğsümde çarpan/ bir toz duman fırtına denizlerimde kopan
med'din ki ihtişamı sürer dalgalarımda/ cezir’in ölü sesi duyulur efkarımda
sükut gam kervanından aşırdığım yoldaşım/ her ne yana çevirsem boşluğa çarpar başım
ne vakittir özümde sakladığım handeler/ bilinmez diyarlarda ıssız bir sürgündeler
kızıl kor bir ufuktan silindi âfitâbım/ dipsiz bir karanlığa revân oldu mehtâbım
gül sustu diken sustu çölde taze can sustu
hüseyin'in soluğu gökte mihrican sustu
kapandı perdeleri şehrâyin düşlerimin
çizgilenmiş çehremde eriyen zaman sustu
II
Bir nergis mevsimini g/özlerken dil-i zârım/ bir dehlize salmakta ruhumu intizarım
beklemek vehimlerin gölgesinde bir hüzün/ geceye katran çalmak ortasında gündüzün
ah-u feryad eylemek sessizce nefessizce/ münzevi bir hiçliğe çekilmek kimsesizce
beyne saplanan kıymık yürekten kopan ahtır/ bekleyenin düşleri zifir gibi siyahtır
kaç rüyalar bekledim hâlâ beklemekteyim/ sensiz kederlerime hüsran eklemekteyim
bir bir azalıp durdu sararan umutlarım/ tel tel kırılıp düştü zümrütten kanatlarım
gül soldu yaprak soldu şu titreyen gün soldu
içimde filizlenen incecik sürgün soldu
acı bir tat bıraktı soluduğum her nefes
sensiz zaman nehrine dökülen her gün soldu
ay karanlık yıldızlar kafdağı'nda asılı/ bir tufan gibi şimdi şeb-i hicran fasılı
inleyen ney sesleri ıstıraba evrilir/ nokta nokta bir elem her zerremi kemirir
telaşlanır içimde sana müştak bir sancı/ kokunu duymadığım her gül bana yabancı
yüklü bir bulut bekler kirpiğimin ucunda/ yağar dudaklarıma adın d/okunduğunda
son demini yaşıyor sadrımda kelebekler/ bilmem kaç bahar geçti kalbim vuslatı bekler
yitirdim yokluğunda son yaprağını gülün/ içime ç/ekip durdum feryadını bülbülün
gül yandı bülbül yandı gülsüz aşiyan yandı
ufkunda dokunduğum kızıl âsuman yandı
döküldü yıldızları çalkalanan göğümün
gökte ay yerde deniz kıyısız umman yandı
III
Bir dolunay fecrinde kalbim sahile vurdu/ bir bâd-ı sabâ beni çağlarına savurdu
lâhuti teneffüsler yayıldı perde perde/ kutlu doğum müjdesi duyuldu gök ve yerde
ve geldin gözlerinde büyüleyen bir ışık/ kâinâtın gözleri ziyasından kamaşık
kisra’nın sütunları zelzeleye tutuldu/ sa'venin damarları çekilip kurutuldu
küle döndü bir anda küfrün zelil ateşi/ öyle bir güzellik ki görülmemişti eşi
her tarafta bir sürur iklimi ışıldadı/ mahcubiyetle güneş ziyasını topladı
abdullah'ın yetimi âmine kucağında/ nurdan refakatçiler solunda ve sağında
halime’nin bağrına düşünce bâlâ kamet/ hatrına iniyordu benî sakif’e rahmet
kar beyaz bir temizlik ortasında göğsünün/ neşvü nema vaktiydi filizlenen sürgünün
ve sonra bir annenin öteye yolculuğu/ kıvrıldı can evine öksüzlüğün soluğu
öyle mahzun ve içli çocuk kalbine düştü/ annesiz mevsimlerin alev alev tutuştu
kaç kez göğe çevirdin yetim bakışlarını/ ebva'ya taşır mıydı rüzgâr gözyaşlarını
aydan aydınlık yüzün kaç kez yere eğildi/ seni himaye eden ebu tâlip değildi
Rahman'dı seni yetim bulup da barındıran/ simsiyah saçlarına yıldızları konduran
şu kumların bağrında can veren nâzeninler/ anne yüreklerinden kopan ah u eninler
yükseldi semaya da arş-ı âlâ sallandı/ telaşlandı ehl-i gök cebrâil kan/atlandı
gök beyaz bulut beyaz yürüdüğün yol beyaz
arşdan inen cibril'i perdeleyen tül beyaz
bütün âlem derin bir sükût tefekküründe
ufukta ihtişamla parlayan vüsul beyaz
cürümlerin gölgesinde bunalan ufuklardan/ müjdelerle süzüldün ellerinde bahardan
hira'dan yankılandı çağları aşan çağrı/ yırtarak arza sinmiş puslu karanlıkları
kutlu sesin duyuldu ebû kubeys dağından/ âb-ı hayat saçıldı sahraya dudağından
şâdân oldu nicedir elem soluklayanlar/ dilinden maveranın çağrısını duyanlar
gelişinle mevsimler nevbahara evrildi/ küfrün zelil putları birer birer devrildi
hatice bir dağ gibi kolundu kanadındı/ fırtınalı günlerde müşfik sığınağındı
sen ki kördüğüm aşkla ayşe’nin tutunduğu/ Rahman’ın alemlere rahmet diye sunduğu
çölde ayak bastığın bir kırık kum tanesi/ ben olsaydım hamza'nın zulme kükreyen sesi
ebubekr'in dostluğu, ali'nin zülfikârı/ ömer'in heyecanı ve osman'ın vakarı
firakın ateşiyle yanan hurma kütüğü/ kutlu parmaklarının damar damar öptüğü
eserdi kumsallarda serin tatlı nefesin/ çatlamış sinelere yağmur olurdu sesin
miskü amber kokardı yürüdüğün sokaklar/ sermest olarak hâlâ hak i pâyini saklar
sana âşık bulutlar her dem seni arardı/ yere düşmeyen gölgen âsumânı sarardı
sana meftûn dilbeste ay güneş ve yıldızlar/ her biri şimdi garip hüzünlü ve yalnızlar
hicret mesrur sevr mesrur dokunduğun taş mesrur
gül çehrende gezinen inci gibi yaş mesrur
bayıltan nazarının gölgesinin değdiği
sesini soluklayan yolunda yoldaş mesrur
isra’nın menzilinde kabe kavseyn makamı/ hüzünlenen kalbine Zülcelal’in ikramı
dökülen sözlerinden sonsuzluğa hazırlık/ işiten yüreklerde sendeleme bir anlık
ve müstecap bir dua revnak kokan dilinden/ refik i âlâ diye tutuşan yüreğinden
gökyüzü bir sürurla karşılarken ruhunu/ yeryüzünde sel oldu kanlı elem yağmuru
gittin ki ne belalar açıldı kalp şehrine/ yer ve gök şahit oldu bu firkat mahşerine
IV
Sevgili;
şimdi titrer gözümde sana tutkun bir damla/ göklerin kapısını aşındıran duamla
menzil bin fersah uzak bir nefes kadar yakın/ ey tazarru gözünü ondan ayırma sakın
göğsümde senin için çarpsın tedirgin kalbim/ kirlenmiş benliğimle şefkatine talibim
her ne varsa silinsin senden gayrı yâdımdan/ bir inleyen ah kalsın kısılmış feryâdımdan
aşkın bir volkan gibi kalbimde alevlensin/ sen ki seneler boyu burçlarda beklenensin
ruhumla perde perde ufkuna tülleneyim/ nicedir hüsrandayım asr vaktinde güleyim
ibrahim'i gözleyen hacer yakarışıyla/ bekliyorum kapında selman arayışıyla
aşk yorgun âşık yorgun gör ki intizar yorgun
âşiyânı tutuşmuş inleyen hezâr yorgun
kan düşer gözlerimden andığımda ismini
nefesimden nabzıma çarpan âhüzâr yorgun
ellerimde mübtelâ hislerimden bir demet
haydi gel bulut yüzlüm vuslatına bu davet.
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 10:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Ümraniye Belediyesi 2022 şiir yarışması mansiyon ödülü.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!