Arabesk sözlere gerek yok artık,
Rıhtımda bir akşamı çalıyordu gözleri,
Sonra o elem veren edasıyla seslendi.
En koyusundan bir çay getir.
Çayın en koyusu gibi gözleri,
Nameler aşka benzer çalıyordu en son,
Aşk bala benzer anzer gibi dilleri.
Soğuk bir sonbaharın hüzünlüydü yüzü,
Manasından uçup giden cümleler,
Tutsak bir sevdayı yazıyordu nameler.
Dalgalar yıkıyordu o kirlenen yüzünü,
Katili bir sevdanın o ayak izlerini.
Seni böyle bir sonla,
Ağlatan neden neydi?
O hüznünlü gerçekler neden hep içindeydi,
Hangi dalga sahilini terkeder ki yüreğim.
Bende her gün tükenip o kahrın İçindeyim.
Mavisini inkar mı ediyorsun sevdamın,
Koynunda yatan bir aşk katiliydi ellerin.
Şimdi sen dirensene ben sana geliyorum.
Şah damarından vur o kara gözerimin.
Şenlensin artık için nereye vurursan vur,
Belki o beyazlarım dalgan ile durulur.
Ben yüreğimde iki şeyi çok sevdim çok.
Sana getiren yolda ölüm mavisi gözlerinin
օɾհɑղ Տɑʍíհ ցüӀӀüƘ
Orhan Samih Güllük
Kayıt Tarihi : 22.1.2026 16:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!