''Varacağın yerle aranda hep bir adım mesafe olsun''
Orhanın hayat felsefesi buydu.Tabi bazı zamanlar bu görüşü yanlış algılayanlar çıkabiliyordu,hedefe hiç varamamak zannedenler.Tabiki asıl söylenmek istenen hedeflerin hiç bitmemesi,ideallerin hiç eksilmemesiydi.
Orhanı yaşadığı kısacık ömründe iyimser biri olmaya iten güç bu felsefeydi,asla ümidi bitirmez,ve hep yapılabilecek daha iyi birşey olduğunu düşünürdü.
Bundan sekiz on yıl önce sadece arkadaşları okuyup beğendiklerini belli etsinler,yakınları hadi bakalım orhan oku bi şiirde efkarlanalım desinler diye yazarken,daha sonra işi kitap çıkarıp satmaya,daha sonrada kitap çıkarmasada ölümsüz şairler arasına girmeye götürmüştü.Gerçi bütün şiirler ve bütün şairler ölümsüzdü onun için,çünkü başka hiç bir şair yada yazar,o anda okunmakta olan yazı,veya şiiri aynı duygularla,aynı düşüncelerle yazamazdı,Belki türkiyenin şu an baş yazarı olarak gösterilen kalem üstadları,Mavi kolye adı altında bir roman yazabilirler,hatta bunu Orhana göre çok daha edebi kurallara,ve sanatsal çerçeveye uygun yapabilirlerdi.Yada daha okunabilir,anlaşılır bir dille yazıp,muhteşemi yakalayabilirlerdi,ama hiç biri Orhan kadar istekli ve ümitli yazamazlardı bu romanı,Çünkü onlar birer mavi derbederi değillerdi.
Etrafındaki insanlar bazen Orhana saçma sorular soruyorlardı,
''bu şiirleri,öyküleri kendi aklındanmı yazıyorsun''bu soruların içinde en saçma olanıydı Orhan bazen evet deyip geçiştiriyor,bazende keyfi yerindeyse eğer ''hayır komşumuzun aklından yazıyorum'' diyordu.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta