Ümitsizce beklemek nedemektir bilirmisiniz,yada ümitsizce demeyelimde çatlayarak,sıkıntıdan heder olarak,sinirden ölerek,hiçbirşey yapamadan beklemek,ne demektir?
Orhan böyle bir bekleyiş içindeydi,ve aslında beklentisinin olup olmamasını istediğinden bile emin değildi,Yani Mavinin artık geri dönmesinin,kendisiyle tekrar konuşmasının ne kadar masumane olacağından yada bunu gerçekten istediğinden emin değildi.Kendisini evlerde zor günler için ayrılan paralara benzetti,yapacak hiçbirşey,yada kullanılacak bir imkan kalmadığında patlatılan kumbaralara.Mavinin aradığı aşkı,sevgiyi bulamayıp,yada diğerlerinden sıkılıp kendisine dönmesini istediğini sanmıyordu artık,Son seçenek olmak istemiyordu.Gerçi bunlar kendi düşünceleriydi,Mavininde onu,son bile olsa seçeneklerden biri olarak düşünüp düşünmediğini bile bilmiyordu,ve kendi kurduğu saçma kurgularda Maviyi yargılıyor olmakta,kendisine olan öfkesini çoğaltıyordu,ama çıkış yoktu işte,ağırına gitmişti,ve kabul etmek zor geliyordu,
Yazdığı roman nerdeyse bitmek üzereydi,artık aşka baktığı bütün pencereleri anlatmıştı neredeyse ama yinede Maviden bir tepki,yada serzeniş,yorum hiç birşey gelmemişti.Onun yazdıklarını okuyup okumadığından bile emin değildi,belkide sadece gülüyordu,belki,onu bu hüzünle bıraktığı için üzülüyordu,belkide hiç haberi bile yoktu yazılanlardan,ama yinede yazdıranın kendisi olduğunu biliyordu,ve '' sakın bırakma yazmayı,yoksa kırarsın beni,düşersin gözümden diyordu'' Orhana
Acaba nekadar girebilmişti Mavinin gözüne,ve düşülebilecek daha aşağıda bir yer varmıydı gerçekten,Maviyle konuşamamaktan,ondan kilometrelerce uzakta ona aşık yaşamaktan,başkasıyla olduğunu bilerek ona hala ilanı aşk etmekten,egoistçe birlikte olduğu insanı bırakmış olmasını düşlemekten,günün on saatini içki kadehlerinde,sigara dumanlarıyla,helaya boşaltmaktan,daha seviyesiz,daha aşağıda bir yer varmıydı,düşeceği
''düşeceğim kadar düştüm ayağa,aşağılık korkusu kalmayanların,düşme tehlikeleri olmaz'' diyordu.Oysa sırf mavi bırakırsan eğer.....dedi diye yazmaya devam ediyordu.Sadece birkaçyıl sonra elinde güzel bir öykü olarak kalacağını bildiği bu yazıyı uzatmasındaki tek gerçek sebep ise,yazmayı bıraktığı anda Artık Mavinin,kendisinden vazgeçtiğini düşünebilecek olmasıydı.Maviden asla vazgeçmeyeceğini,isterse daha üç yüz,beşyüz sayfa daha yazdırsada Maviyi beklemeye devam edeceğini,bu yazıyla sembolleştirmek istiyordu,ve şöyle yazıyordu,duyarsa Mavi
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta