Özel günler çok yapmacık gelirdi Orhana,ve genelde kutlamazdı bu günleri.Siyasi,tarihsel,yada bilimsel anlamda önemli olaylara vesile olmuş günleri ayrı tutarak bu özel günlere olan tepkisini her fırsatta dile getirirdi.
O,kadınlara özel bir gün olmasını hiç sevmiyordu,yada hayvanları koruma günlerini,sevgilliler gününü,anne baba günlerini,
Çünkü bu günlerde insanlar hiç olmadıkları kadar yapmacık ve yalancı oluyorlardı.Sevgilisine hiç hediye almamıştı sevgililer gününde,ve annesini hiç aramamıştı anneler gününde,ve hiçbir hayvanı hayvanları koruma günlerinde sevmemmişti o.Çünkü,dünyadaki,en azından aynı ülkedeki bütün insanların aynı duygularla ve heyecanla yaşamadığı günler,ortkak bir paylaşımı ifade etmedikleri için saçma geliyordu ona.
Anneler gününde annesi olmayan yüzlerce yetim boşu boşuna ağlatılıyordu,sevgililer gününde sevgilisi olmyanlar garip bir buhrana bürünüyorlardı ve 364 gün boyunca her dediği yapılan,her hali güzel bulunan sevgililer o gün unutuldumu yaygara koparıyorlardı
Hiç bir özel gün onu,sevdiklerine yalancı methiyeler,yada uydurma hediyeler almaya sevkedemiyordu,ve bu yüzden aslında toplumun yüzde sekseninin istemeden kutladığı bu özel günlerde hep duygusuz,kaba saba bir adam damgası yiyordu Orhan,ama o kaba olmayı, yalancı olmaya tercih ediyordu
Bugün bütün şarkılar güzel geliyordu ona,ve kendi sesini ilk kez bukadar çok beğeniyordu.Akşama kadar dükkanda kendi kendine şarkılar,türküler söylemişti,aşk adamı şarkıcı yapıyordu demekki,ve bu unutulmuş bir doğuma denk gelince Orhan gibi bed sesli biri bile bülbül gibi şakıyordu.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta