Sütün temizliğini herşeyden önde gören bu kör bakış benim hiç bir seçme şansı olmayan kızlara,önyargıyla bakmam için aslında yeterli sebepti ama yapmadım.Hayatımda hiçbie kızı,daha doğrusu hiç bir insanı seçme şansı verilmeden kendisinin bağlı bulunduğu ailelerinden ötürü dışlamadım,ve bu bence doksan üç yaşında ölen dedemden daha bilge yapıyordu beni.
Benim kızı sevmem,onun beni sevmesi,fikirlerimizin uyması,yüreklerimizin aynı dili konuşması yada salt aşk asla biriyle beraber olmama yeterli sebep değildi;
Nikah düşermiydi,zenginliği sorun olurmuydu,parayı çok seviyordu,ailesi yaramazdı,kız oğlan kız değildi,annesi kötü kadındı,aynı mezhepten değildi vs gibi bir yığın saçmalıklara bir yığın aşklar harcıyordum,harcattırılıyordum,Sadece ben değil,ülkemizdeki insanların çoğunluğu bu baskıyı yaşıyordu,ve bu beni çok rahatsız ediyordu.
Babamın süper ticari zekası sayesinde şehir şehir dolaşıyordumda asla oturduğumuz bütün şehirleri Türkiyemin koları olarak göremiyordum,Her kentte başka adetlere uymak zorundaydım ve adtler,töreler bir insan hayatından elbette önemliydi,büyüklerim için.
Sevgiye ve aşka yaban yetiştirilen yüreğimiz,önce annemin,sonra babamın ardarda vefat etmesiyle buhranlı bir yalnızlığa bürünüyordu,ve beni yalnız bırakıp ötelere giden büyüklerim,ailem,artık müdahale edemedikleri hayatımı nasıl şekillendireceğimi doğru öğretmemişlerdi bana
Sevgiyi kolay kabullenemeyen bir toplumduk,öfkelerimizi bağıra bağıra,hayranlıklarımızı sessizce fısıldamayı öğrettiler bize.Arkadaşımızın annesine mahalle meydanında rahat küfrediyordukta,sevgiliye seni seviyorum demek için böbrek taşlarımızı döküyorduk.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta