Benim tanıdığım benim sevdiğim
Gözlerinin içi gülen bir kızdı
Yıllar sonra gördüğüm hayat yorgunu
Yaralı bir kadındı yapayalnızdı
Yıllar sonra gördüğüm bin defa pişman
Ezik bir mavi güldü yapayalnızdı
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Sevipte birleşemediği sevdiğini yılarsonra perişan halde görünce.İşte ancak bukadar güzel bir yapıt çıkar ortaya.Duyğu var, hasret var,sevdiğine yüreği parcalanarak bakan sevdalı gözler var.Güzel bir anlatım. harika bir şiir.Benimde böyle bir Çalışmam var.KARLARMI YAĞDI GÜVENDİĞİN DAĞLARA...
Yıllar sonra bir mektup yazmışsın,
İçindende bir resim çıktı bu senmisin?
Gözlerime inanamadım,ne kadarda yaşlanmışsın?
Ne oldu böyle sana,karlarmı yağdı,o güzelim saçlarına..
Alnında çizğiler,gözlerinde morluklar,
Ne çabukda harcamış,seni bu zalim yıllar,
Altında buluştuğumuz ağaç bile,yaşlanmadı senin kadar,
Ne oldu böyle sana,karlarmı yağdı,o güzelim saçlarına...
Belliki benden sonra çok acılar çekmişsin.
Her acıyı hatıra olarak yüzüne çizmişsin,
Keşke ayrılmasaydım senden,belki mutlu olurduk demişsin,
Ne oldu böyle sana,karlarmı yağdı,güvendiğin o dağlara...
Sen nasılsın? mutlumusun? diye soruyorsun birde bana,
Nasıl olayım yaşamadımki sen gittikden sonra,
Seninle yaşadıklarım,hatıraların yetiyor bana,
Hiç kimseleri sevemedim,evlenmedimde senden sonra,
Sana ne oldu böyle,karlarmı yağdı,güvendiğin o dağlara...
Mektubunda kız şöyle devam ediyor.
Sen ve hatıraların olmasa,yaşıyamazdım bu zamana kadar,
Biliyorum hiç kiseyi üzmedim,seni üzdüğüm kadar,
Belliki arkamdan çok betdua etmişsin,hepsi tutu birer birer,
Onunla mutlu olacağımı sanmıştım,şimdi yağdı,güvendiğim dağlara kar...
Çok sağol seninle yaşadıklarımı,o bir gün bile yaşatmadı bana.
Beraber yaşadığımız o güzel günler,mazimde tatlı birer hatıra,
Şimdi o güzel günleri yat ediyorum,gözü yaşlı bakarak ufuklara,
Onunla mutlu olacağımı sanmıştım,karlar yağdı şimdi,güvendiğim o dağlara...
Senin anlıyacağın,seninle geçen zamanı saymazsak,hiç yaşamadım,
İki sene öncede,beni dünyayı zehir eden o adam öldü,şimdi yapayalnızım,
Ne olur beni affet,hakkınıda helal et,bu mektubu bunun için yazıyorum,
Biliyorum bu ceza az bile bana,karlar yağdı şimdi,güvendiğim o dağlara...
Söz Yazarı.Erol Sagun.
Tarih.20 Ocak 2003.
Gün.Pazartesi.
saat.09.50.
Not:ANTOLJİ.COM da kayıtlı Şiirlerim ve(MP3) CD em NOTER tastiklidir.
Erol Sagun
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiiri Antolojim'e ekleyeceğim
Bu şiiri bir arkadaşıma göndereceğim
E-kart olarak gondereceğim
Şiirin Printer Versiyonu
Şiire puan vereceğim
puan
-
(0 kişi)
yaz | oku
Şiire bağlı ses, video ve resim dosyaları:
SES dosyası SES (MP3) Dosya Boyutu: 3.411 kByte
RESİM dosyası RESIM (JPG) Dosya Boyutu: 132 kByte
belkide çevremizde o kadar çok mavi gül varli üstelik solmaya yüz tutmuş neyazıkki...
TEK KELİMEYLE **HARİKA**
mavigül....
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta