Matruşkalar gibi her yaştayız
Yüreğimiz çizilir annemizi ararız
Söküğümüzde müdür muavininin bakışı
Kırmızı gül lise çıkışında
Çingene pembesi yerde tepinen çocukta..
7 yaşında özenerek baktım yan sıradaki inci yazıya
Hala ezilirim..
aşkımız bir gün uçup giderse aramızdan sevgilim
sırt çantalı bir duman gibibir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz
bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi
istemediğimiz yerlere giderse aşkımız sevgilim yalnızca kanatlarına güven
kendi yarattığımız boşluğun ucunda sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam
ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman yürüdüğümüz yollar daralırken
Devamını Oku
sırt çantalı bir duman gibibir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz
bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi
istemediğimiz yerlere giderse aşkımız sevgilim yalnızca kanatlarına güven
kendi yarattığımız boşluğun ucunda sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam
ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman yürüdüğümüz yollar daralırken




Ece, bir türlü evrimleşemeyi başaramdık; hayatımız devrimlerler gidiyor.
Bizim neslin olgusu (gerçekliği) hayatı kesik kesik yaşayıp, arada bir hangi kabukdan çıktığımızı sorgulamak, galiba. Duygularımızda hayatımız gibi. Bir becerebilsek duygularımızı hayatımız dan aydırştırmayı, derleyip toparlayacağız ama olmuyor, aydışmıyorlar. En küçük matruşkada kalan kırgınlıklar belki esas sorun kabukları yaratan. Bir barışabilsek saatimize dokunanlarla barışmayı dugularımız evrimleşmek için yol bulacak. Yinede kapıları kapatarak, suyu kendi akışına bırakarak, olgulardaki ortak paydalara odaklanarak değil farklılıklardan (değişkenliklerden) evrimleşmenin yolu geçmiyormu?
yüreğinize kaleminize sağlık..güzel bir şiir olmuş..
cenk aksal
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta