Yetişemem size, hızınız menfaat kokuyor
Benim zamanım, ruhumun saatine kurulu.
Ne bir efendiyim size, ne de köleniz
Ben sadece adaletle örülmüş bir yolun yolcusu.
Eşitlik benim kıblem, doğruluk ise namusum
Ama sanmayın ki bu sessizlik, uysallığımdan pusum.
Bazen bir ayna olurum, yüzünüzdeki kiri gösteren
Bazen bir jilet, sahte gülüşlerinizi kesen.
Size göre bazen buz dağıyım, bazen kor bir yanardağ
Adamına göre kurarım bu bağı, bana neyseniz o kadar!
Hak edene hak ettiğini, fazlasını değil
Kendi yalanınızda boğulun, benim önümde değil.
Beni yanlış tanımanız, sizin sığlığınızdan
Gerçeği gördüğünüzde şaşmanız, karanlığınızdan.
Mücadeleye değer bulduğumda devleşirim karşınızda
Eğer sustuysam, artık yeriniz yok demektir bu kavgada.
Çünkü ben gevezeliğimde de, sessizliğimde de tamım
Sizin gibi beklentilerin pazarlığında değil canım.
Hep dinlenmek, hep sevilmek istersiniz ama vermezsiniz
Doyumsuz ilginizin kuyusunda, kendinizi bile görmezsiniz.
Birdenbire tavır alır, sessizce kaçarsınız
Kendi yarattığınız fırtınada, benim sizi duymamı beklersiniz.
Geniş açıda kaybolur, dar açıdan vurursunuz
Siz hep "haklı", siz hep "mağdur" durursunuz.
Ben ise zamana yayarım insanı, hemen asmam
Kin tutmam, nefret etmem, o kirli çamura basmam.
Canım yansa da sevdiğim için susarım, evet
Ama o "nokta" gelirse eğer; kopsun o kıyamet!
Silerim anne, baba, vefa, emek demeden
Gözüm karardığında, dönmem o sildiğim kederden.
"Yalnızlıktan dönüyor" dersiniz sildiklerimin etrafına
Oysa ben sadığım sadece gönlümün anayasasına.
Hala seviyorsam ordadır gölgem, ihtiyacımdan değil
Sizin gibi maskeli balolara eğilmem, hayır eğilmem!
Yalnızlık benim huzurum, beni yadırgamayan tek dostum
Sizin kalıplarınıza sığmaz benim bu derviş postum.
Bazen soruyorum kendime; taktığınız bu maske nerede bulunur, kaç paradır?
Taksam diyorum, sonra bir tiksinti sarıyor ruhumu...
Vazgeçiyorum!
Kendi yüzümdeki fırtınayı, başkasının sahte güneşine değişmem.
Siyaset diyorlar adına, bazen de “mecburiyet”
Benim dünyamda ise bu, düpedüz esaret.
“Bir köşede dursun” diyerek kurduğunuz o hesaplar,
Benim samimiyetimden geçmez, o kirli kapılar.
Bir gün lazım olur diye bitirmediğiniz o bağlar,
Benim tek kalemimde kağıt gibi yanar, dumanı ağlar.
Menfaatin sofrasında yerim yok, aç kalsam da,
Çıkar için eğilmem, en derin acıda yansam da.
Siz, hiçbir şey olmamış gibi devam edersiniz yola,
Yaptıklarınızı unutur, verirsiniz bir sahte mola.
Bana yaşattığınız o fırtınayı görmezden gelirsiniz,
Kendi kurduğunuz yalanı, gerçek diye bilirsiniz.
Ama ben edemiyorum, benim hafızamda izler taze,
Sizin oyunlarınız bana göre değil, hepsi birer kepaze.
Affederim evet, çünkü nefret ağır gelir kalbime,
Ama asla unutmam, bakmam o zehirli dilinize.
Siz beni “lazım olunca” hatırlanan bir eşya sanın,
Ben kendi sessizliğimde, en büyük hakanıyım bu canın.
Yalnızlığım beni terk etmez, yadırgamaz, suçlamaz,
Sizin gibi kalıba sokmaya, beni bozmaya çalışmaz.
Saatlerce, günlerce, yıllarca kendimle kalabilirim,
Bu boşlukta değil, bu huzurda kendimi bulabilirim.
İnsanlar zarar verir, insanlar huzuru çalar,
Ama yalnızlığım gelir, tüm yaralarımı bir bir sarar.
Değişmemi beklemeyin, ben buyum, bu kadarım,
Kendi gökyüzümde tek başına parlayan bir starım.
Beni olduğum gibi kabul etmeyen o kapıda durmasın,
Maskeleriniz sizin olsun, kimse hayalimi kurmasın.
Çünkü ben, sildiğim her şeyi yeniden yazarım da,
Sizin sahte dünyanızda, bir saniye bile kalmam aslımda.
Ben başkası olamam, kimse de bana benzemesin
Beni böyle kabul etmeyen, gölgemden bile geçmesin.
Çünkü ben bensem eğer, bu dünyada bir inciyim
Sizin sahte kalabalığınızda, en asil birinciyim.
Kayıt Tarihi : 7.2.2026 05:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!