gün batımının renklerini itinayla taradı zaman
güneşin son kırıntıları pencerelerde asılı kaldı
binaların yüzüne bir durgunluk bir usanç dokundu
devasa bir yorgunluk çöktü sokaklara
kendi masalında yaşayan insanları
çoğalttı yalnızlık
kendi nalınlarını öven kibri yarattı zihinleri
herkes kendi dilinin şarkısını söyledi
gürültü sardı sokakları pencereleri
herkes kendi yüreğinin tenhasında
ince boğumlu çay bardağının
sıcaklığında elini yaktı
kuş sesi yağmur tıpırtısı
ve rüzgâr üfürüğü biriktirdi
pencere önleri
günlerin çarpımında
sabah ve akşamları tokuşturan zihinlerin
karanlığı aydınlığı şehirleri bulutlandırdı
yolları tozlandırdı
sonuç frekans savaşlarına döndü
fakat savaşları kazanan kimse yoktu
insanlar rüyaların ipine tutundu tarot falıyla uyandı
sarkaç masalları hız kazandı astral seyahat kursları açıldı
çivisi çıktı yalanların zamanın
bölündü insanlar kırk parçaya
dahası ne varsa peş peşe bölündü
bölündükçe çoğaldı
sıkıntı dert
bitmez sanılan hayatlar bitti
bir kahve arası kadar kısalan ömürlerin
kıymeti azaldı
gün batımları ağaçların zirvelerine taşındı
bir at kestanesi bir palamutla aşk yaşadı
serçeler kanat açtı yağmurun tıpırtısına
bir dağ çileği uykuya yattı
böğürtlen tarlasının
dikenli koynunda
ılık vakitlerin kızıllığında göller demlendi
sazan balıkları kurbağalarla valse döndü
nilüferler kıyıya dayandı toprak güldü
karıncalar mutlandı yoncaların
eteği hareketlendi
zamansa usul usul sükûtu serpti
dallara yapraklara
gün doğumuna kadar şarkılar söyledi yıldızlar
yalnız patikaların ayağına rüzgârlar üfledi
toza bulandı sarı çiğdemler
şehirler peş peşe hızla uyandı
gürültünün abartılı kaos şenliği pencereleri aydınlattı
zaman aktı devran döndü
koşturan ayak izlerini temizledi yağmurlar
bir kedi ıslandı bir köpek havladı bir serçe öttü
bir taksi başka bir taksiye çarptı çamurlu dönemeçte
trafik yoğunlaştı kornalar çalındı
yüzler asıldı omuzlar gerildi
caddenin
sol tarafında
akan trafiğin gürültüsü
sağ tarafta sıkışıp kalanları boğdu
şehir alışıktı bu sahnelere kahkayla güldü
kulaktan kulağa fısıltılar yayıldı
rüzgârların kabarık eteğine kuru yapraklar birikti
zamansa kuru yapraklar gazelini besteledi
ama kim dinledi kim dinlemedi
bir türlü anlaşılamadı
karıncalarsa toprağı kokusunu incecik antenleriyle öptü
güneşse herkese kucak açtı şuh gülüşleriyle
bense kayboldum kargaşanın ortasında
haydi bulun beni
2402202606:51
Ayşe UçarKayıt Tarihi : 4.3.2026 20:52:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!