sahil kenarında oturduğum kafenin bahçesinde martılarla konuştum da; özgürce uçabiliyorsunuz ve eminim ki beslemek zorunda olduğunuz bir yavrunuz var... gözünüz havaya atılacak bir simit parçasında... yakalayabilirseniz ne mutlu, yakalayamazsanız balıklar bayram edecek diyorum...
herkes birine muhtaç... muhtaç olanlar; ya küçük ya da maneviyata el açanlar...
benim maneviyatım sevgi... el mahkum muhtaç olanı doyuruyorum açlığını ve maneviyatını... ya benim maneviyatım? ... eminim ki verdikçe karşılığını gün gelecek alacağım...
işte o gün benim bayramım olacak...
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.



