Manzum Hikaye Şiiri - Ejder Yurttaş

Ejder Yurttaş
122

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Manzum Hikaye

MANZUM HİKAYE
YAVUZ SELİM VE TÜRKMEN KIZI
-29 Kasım 1997

Eskiler anlatırlar, Cihan Padişahını;
Yedi iklim fatihi Birinci Selim Han’ı

Çıktığında Mısır’ın Feth-i Hümâyununa
Kurmuştu otağını Şam şehri yakınına.

Her gün bir Türkmen kızı, padişah çadırına
Gelerek temizlerdi, iş kalmazdı yarına.

Geldiğinde bir sabah, yine temizlik için,
Gördü Sultan Selim’i, tutuştu için için.

Vurulmuştu yürekten, cihan padişahına,
Nasıl haber verirdi? Gönlünün sultanına.

Temizlerken çadırı, od düştü yüreğine,
İlişti gözü birden, çadırın direğine.

Üst kısmına direğin, yazdı bir satır şöyle:
“Seven insan neylesin” okursa anlar böyle.

Gelince çadırına, Yavuz Selim yatmaya;
Takıldı gözü birden, direkteki yazıya.

Derhal aldı kalemi, altına satır düştü:
“Hemen derdin söylesin” çünkü sevda, zor işti.

Türkmen kızı gelip de baktığında direğe,
Ağladı sevincinden, sığmadı yere göğe.

Almıştı mesajını, hem de müsbet biçimde;
Yine de çekinmişti, korku vardı içinde.

Düştü bir satır daha: “Ya korkarsa neylesin?”
Belli ki zordu işi, Mevla hayır eylesin.

Döndüğünde Selim Han, akşama çadırına,
Not düştüğü o satır, gelmişti hatırına.

Okudu ki ne görsün? Korku-sevgi karışmış,
Tezat dolu hisleri, birbiriyle yarışmış.

Hemencecik orada, düştü bir mısra daha:
“Hiç korkmasın söylesin” iş kalmıştı sabaha.

Bir aşkın satırları, yazıldı mısra mısra,
Direğin üzerinde, şöyleydi sıra sıra:

“Seven insan neylesin?
Hemen derdin söylesin,
Ya korkarsa neylesin?
Hiç korkmasın söylesin.”

Çağırdı seher vakti, sırdaşı Hasan Can’ı,
Verdi derhal emrini, söyledi şu fermanı:

“Biz dahi merak idüp, anı görmek isterüz
Tiz bulup da getürün, ki, huzura beklerüz.”

Tezce sultanın emri, yerine getirildi,
Yine sultan emriyle, düğün tertip edildi.

Kader-i İlâhî ki, düğünün son gecesi,
Sırlarla dolu olan, bu aşkın bilmecesi:

Çözüldü kara bahtta, şaşkın etti herkesi.
Yeri göğü kapladı, üzüntüsü ve ye’si.

Ahu gözlü Türkmen’in, çarparken o yüreği,
Birden durdu, şahitti, o çadırın direği.

Vuslat nasip olmadı, bu dünya hayatında,
Yoktu buna bir çare, fani dünya tahtında.

Bu hazin hadiseye, koca Hünkâr ağladı,
Derdin içine atıp, yüreğini dağladı.

Bir türbe yaptırdı ki, mermerini kazdırdı,
Türbesinin taşına şu dörtlüğü yazdırdı:

“Merdüm-i dideme bilmem ne füsûn etti felek,
Giryemi kıldu hûn, eşkimi füzûn etti felek,
Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân,
Beni bir gözleri âhuya zebûn etti felek” (*)

.
(*) Bilmem ki gözlerime felek ne büyü yaptı,
Gözümü kan içinde bıraktı, gözyaşlarımı artırdı.
Arslanlar kahreden pençemden tir tir titrerken,
Felek, beni bir ahu gözlünün yanında zayıf bıraktı.

Ejder Yurttaş

Ejder Yurttaş
Kayıt Tarihi : 21.04.2026 10:45:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!