Gelin de bu sabah hüznümü atın
Cıvıl cıvıl cıvıldaşın serçeler!
Beni de, beni de araya katın
Hafakan semtini aşın serçeler!
Düğüm düğüm boğaz, derin hıçkırık
Gönlüm bugün mahzun, kırık mı kırık
..
Selanik’te bir kale varlar
İçine kapatılan sevdalar
Deniz kokar çarşaflar
Kaçamazsın
İstiridye açar balıkçılar
Tuzu düşer incilere
..
Hayatla bu kadar barışık olmamalı şairler
Şiir dediğin uzak durmalı kolundan gerçeğin
O çekse de binbir nazla kendine
Hayır demeli kelimeler... İnatla!
Bir hülyanın mahsulü olmalı mısralar
El attıkça dağılan duman duman...
..
Sular uykuda şehir uykuda
Ay küskün yıldızlar suskun
Birkaç gemi uyuyor suda
Bu koca şehir şimdi yorgun
Bir ben bir de sokaklar ayakta
Az önce bir kedi gördüm bu sokakta
Sokaklar sessiz sokaklar ürkütücü
..
“kerimen-ı” Avrupa Güzeli seçen jüri
tarihi şu konuşmaya şahitlik yapmıştır
Fransa da ki bir dansa müdahale eden
“Kanuni-nin torunu şu an da aramızda
Peçesini dahi çıkarmayan Türk kadını
..
Gözlerimle uzandım belirsiz gözlerine
Göz bebeklerin aksa ve sahipsiz gibiydi
Ay ışığı düşmüştü saçların üzerine
Saçlarınsa meltemli bir okyanus gibiydi
Zamanla bir itiyat yapardı güzelliğin
Büyük bir ubudiyet başlangıcı gibiydi
..
İNSAFSIZ ZAMAN
Zaman, insafsız fırçasıyla çizerken resmini,
Yüzümde kurdu tezgâhını, önce ilkbahara,
Sonra yaza çevirdi yüzümü...
Zamanın paletinde, renkler değişti nicedir,
Bir başka manzara oluşturdu başımda saçlar,
..
Öksüz kaldı Memo'nun paraları
Kasa da almıştı, en sağlamından
Okşar, sever, seyrederdi onları
Çıkarınca desteleri kasadan
Daha güzel bir manzara bilmezdi
İstiflenmiş para destelerinden
..
Suyun dibinde beyhude dolaşan balık,
Ne ararsın dipsiz fezada alık alık?
Sana benzer beşerden oluşan kalabalık,
Tek farkınız onlar sazan,sen ise alabalık.
Kabarmış bu deniz galiba hamile,
Düşük yaptığı çocukları vuruyor sahile.
..
Hava latif, manzara keskin
Eylül; yeşil sarı,dingin
Doğduğum,özlediğim mevsim..
Şimdi artık,
Dinlenenler gelecek,
Çalışan dinlenecek,hatta
..
Bu gönül sevdanın doruklarına koşar
Çıktıkça zirvelere hasretim artar
Bir duygu seli ki gönlümden taşar
Ölümsüzlük yudumlayıp şairde yaşar
Özlemek bile güzel seni ey Yar
Bazen hasretin görsen nasıl boğar
..
Arkanıza yaslanıp geriye çok geriye ta çocukluk yıllarınıza dönün. Mutlaka sizinde vardır bir kumbara maceranız. Anlatacağım bu hikaye de küçücük bir çocuğun kumbara sevgisi.
Eskiden Çocuklara tutumlu olmayı öğretmek için birer kumbara alınırdı. Ve ardından bir bir anlatılırdı damlaya damlaya göl olur misali ile. Çocuk annesinin getirdiği ateşböceği kumbarasını görünce çok sevindi. Sanki dünyalar onun oldu. Kumbarası hem sevimliydi hem de onun içine atacağı harçlıkların biriktiğini görmek onu çok mutlu edecekti. O gece çocuk kumbarasını yastığının üstüne koyarak birlikte uyudular. Bir taraftan da sabahki alacağı harçlığın hepsini kumbarasına koymayı düşünüyor tatlı hayaller kuruyordu.
Sabah erkenden kendiliğinden uyandı okula gitmek için. Daha ilkokul birinci sınıfa gidiyordu. Önlüğünü ve çoraplarını giydikten sonra annesinin yanına gitti çünkü yakasını kendi takamıyordu annesi de yakasını taktıktan sonra hazırdı artık okula gitmek için. Birlikte kahvaltı yaptılar sonra hani anne harçlığım dedi. Annesi uzattı elini bir kaç kuruş verdi çocuğun eline. Çocuk o parayı okula bile götürmeyip hemen kumbarasına attı. Çok mutlu etmişti onu bu durum günler böylece geçti. Çocuk harçlıklarını harcamayıp doğruca kumbarasına koyuyordu. Birde okuldan gelince sevimli ateş böceği kumbarasını sallıyordu. Belki de çıkardığı ses hoşuna gidiyordu ya da bir şeyleri başarmanın mutluluğuydu bu.
Bir gün yine öğlen vakti okuldan eve döndüğünde çocuk doğruca kumbarasının bulunduğu yere doğru gitti gördüğü manzara karşısında kendini tutamayıp feryat edip ağlamaya başladı. Kumbaram kesilmişti, kumbarama ne oldu anne diye durmadan ağlıyordu. Boncuk boncuk döküyordu gözlerinden yaşları. Çaresizdi artık çok sevdiği kumbarası kesilmişti. Çocuk ruhuyla acaba neden bu kadar üzüldü büyükler bilemezdi. Annesi çaresiz kalmıştı bu durum karşısında ve yaptığına bin pişman olmuştu ama artık iş işten geçmişti. Akşam üstü anne komşusu bankacı İbrahim ağabeyin evlerine gitti. Amacı tekrar kumbara istemekti. İbrahim ağabey ben çocuğun kumbarasını kestim o da çok ağladı çok üzüldü tekrar kumbara getirir misin dedi. İbrahim ağabey memnuniyetle dedi. Ertesi akşam üç kumbarayla geldi İbrahim ağabey. Annesi çocuğa kumbaraları verdi. Ama çocuğun yüreğinde o ilk kumbarayı aldığı günkü heyecanı yoktu artık. Bir burukluk sarmıştı tüm bedenini. Ne sevinebildi ne de bir tebessüm gösterebildi.
..
Rüzgar kullaklarımı doldururken,
Bir insan ağlıyordu,
Elinde birası hıçkıra,hıçkıra...
Akdenize karşı...
Bir ses konuşmaya devam etti!
Müzik kendince çaldı!
Ben kendi içimde çalkalandım!
..
Ellerimde bir his;
Birşeyler yit-miş gibi.
Gözümde bir manzara;
Sanki burday-mış gibi.
Ne ruha huzur,ne tene gam,
Herşey silin-miş gibi.
..
Seyir tepeye gittik dostlarla
Gittiğin yolları gördüm de bakamadım
Manzara çok güzel dediler
Yar sana doya doya bakamadım
Buraya akşam gelmek gerek dediler
Sen gittin ya her yer karanlık
Herkes ayrı bir yerini gösteriyordu şehrin
..
Bir kızıllık vurur dağların üstüne,
Şafak derler buna, haberdir bahtıma.
Serilir göğe bir güzel manzara,
Bir güneş doğar kızılın ortasına.
Kızıllık umuttur geceyi bitiren,
Güneştir seni alıp bana getiren,
..
Kuru şehirde
Macunu dökülmüş pervazına dayamış başını
Güneşin alnında, çocuksuz, boş parkta
Manzara mı arıyorsun?
Gidiyorsun mezun olduğun şehirden
Elimi sıkarken
..
Öyle efkarlıyım ki bu akşam
Yüzüm asık, bir dalgınlık hakim düşüncelerime
Bir manzara var gözlerimde kapkaranlık
Öyle boş yaşıyorum ki şu hayatı
Öyle değersiz şeylere üzülüyorum
Bir eziklik içimde aşktan mı, yardan mı, serden mi bilmem
..
Terkedilmişliğin var içimde,
hem de binbir kere....
ki bu terkedilmişlik uzak düşürmüştü
senin sandığın(!) bütün mavilikleri! ! !
yine günlerden bir gün,
bölünüyordum milyonlarca kez,
ve dağılıyordum sonra.
..
Seviyorum dedim..
Biliyorum dedi...
Halbu ki bilmediği bir şey vardı...
İçimdeki tüm kırık dökük umudumu toparlayıp söylemiştim bunu ona..
Denkleştirene kadar nasılda çırpınmıştı bilançoyu yüreğim..
Kaç gece hesabını kara kalemle yaptı şu nasırlı ellerim.
Bendeki tüm kırıntıları birleştirip bir yapboz yaptım siyah beyaz kendimce..
..