giderdi, giderken ölü bir Haziran’ı çekeleyerek
kapısına dursan yüzün nar gibi yarılırdı
Ankara’da dil koparan dolmuşlar vardı bir
bir de buzula çarpar gibi çarptığın o sarışın
ve seni de içine çektiği o eprimiş aşk mavalı
oysa gövden dağ gibi irileşirdi gördüğünde
varıp varıp diz vururdun gözlerindeki yosmaya
o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…
Devamını Oku
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…



