Aşk denen bu ateşin durmadan yakacağı
Geldiği gün kapıyı çalışından belliydi
Şu başımı bin türlü belaya sokacağı
Her türlü maceraya dalışından belliydi
Ben gözyaşı döktükçe kendinin güleceği
Zayıf noktalarımın hepsini bileceği
Benim gibi cahilin aklını çeleceği
Günde on çeşit haber salışından belliydi
Öyle kaprislidir ki sinir olursun görsen
Kolunu söker alır eğer elini versen
Sen bu dediklerini nasıl anladın dersen
Bin yıldır yapayalnız kalışından belliydi
Balayının bittiği miadımın dolduğu
Yolladığım güllerin bir köşede solduğu
Bana bakışlarının çok gönülsüz olduğu
Selamımı isteksiz alışından belliydi
Aşka düşen gönlümün yanarak tüteceği
Elimde olanların usulca yiteceği
İlkbaharın sonunun zemheri biteceği
Acıların hep beni buluşundan belliydi
Katiliydi gelişi o aydınlık günlerin
Habercisi olmuştu çok karanlık tünlerin
Anlamsız kalacağı aşikârdı dünlerin
Sevilenin vefasız oluşundan belliydi
Boşuna mı Mecnun’un Leyla diye yanışı
Ya Ferhat’ın Şirin’e şirin diye kanışı
Yüreğimin hasretle bu son değil tanışı
Kalbimi kırk parçaya bölüşünden belliydi
Karakoç’da demiş ya hudutta çizilmiyor
Kalemler kırılıyor kağıda yazılmıyor
Boşuna bu heceler yan yana dizilmiyor
El alemin Zeki’ye gülüşünden belliydi
‘‘Şiirbaz’ın şiirde ölüşünden belliydi’’
------------- 280120212223
Zeki Kaymakcı
Kayıt Tarihi : 27.1.2026 20:40:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!