Lozan’ın Gizlenmiş Maddeleri

Mustafa Bulan
194

ŞİİR


9

TAKİPÇİ

Lozan’ın Gizlenmiş Maddeleri

Şu Lozan’ın maddelerini sorsak
Aval aval bakıp, konuşamazlar!
Ancak şu gizli olanları sorsak
Tamamını sayarlar, şaşırmazlar(!)

Madenleri çıkarmamız yasakmış(!)
Yüzyıllık ömür biçerler süreye(!)
Yani süre yirmi üçe kadarmış(!)
Sonra uçuşa geçermiş Türkiye(!)

Bunlar sanki tarih kürsülerinde
Yıllarca tarih dersleri okutmuş.
Veyahut tam uzmanlaşmış tarihte(!)
Sorsak hepsi Osmanlı torunuymuş(!)

Sanırsın dedesi Lozan’da katip;
Yazmış sanki dedesi kalemiyle(!)
Anlatır gevşek gevşek, iyi hatip(!)
Yorulunca konuşur gözleriyle(!)

Ve dayanamaz ardından sorarsın:
“Bu gizli şeyler nerde yazar?” diye.
Başlarlar saçmalamaya, şaşarsın
Bu kadar da cehalet olmaz diye.

Söyler: “Üstatlarımızdan bu kaçmaz”
“Onların var video kayıdında…”
Bir iddiayı kaynak sanan aymaz
Hep sallar, ezber çoktur kafasında.

Çok şeyler var ezberlerde; Koç, Nahum…
Koç’un ortağı Bernar Nahum ile
Lozan’da görev alan Haim Nahum
Aslında akraba değildir bile!

Ayrıca ortak Bernar Nahum’un da
Yoktur akrabalığı Koçlar ile.
Hem Koç Aile’sinin şu soyu da
Dayanır ta Hacı Bayram Veli’ye...

Lozan’da üye Haham Haim Nahum
Fazla sevilmemiştir İsrail’de...
Zira siyonizm karşıtıdır Nahum!
Bakın mezarı Kahire Merkez’de...

İsrail’de hiç itibar görmedi;
Kalan ömrünü geçirdi Mısır’da.
O da Siyonistleri pek sevmedi;
Yaşamıştı hep İslam diyarında!

Ezcümle danışmandır Haim Nahum!
Doğrudur, görev almıştır Lozan’da.
Azınlıkları temsil etmiş malum
İlk iki buçuk aylık toplantıda...

Bulunmadı ikinci toplantıda!
Bundan sonrası bir komedi malum;
Hem çökmüş Osmanlı altınlarına
Bu Hahambaşı “hırsız, hain” Nahum(!)

Hem Osmanlı Hazinesi tamtakır;
Altını olsa da çalmak kolay mı?
Bir de Düyûn-ı Umûmiye vardır…
Yahu hangi kurum verir, aptal mı?

Eğer bu doğru olsaydı, Hanedan
Elbet konuşurdu, kalmazdı ketum!
Haham Türk dostu kalmıştır bir yandan!
Hanedan da onu severdi malum.

Bunu hep yazar söyler tüm kaynaklar;
Onunla dost kalmıştır hanedan da!
Ve bu dostluğu sürdürdü torunlar…
O ölmüştür bin dokuz yüz altmışta!

Yazar Mısır, Türkiye arşivleri;
Ancak kimse aramaz arşivlerde!
Fikri namus, ahlak, adalet geri;
Uydurdular bir Nahum Doktrini de!

Deriz; Akraba değil bu Nahumlar,
Asla girmediler bir ihanete...
Bu Lozan’da gizli madde ne arar?
Hem bunları teyit etti Cimer de...

Adalar konusunu bilir dünya;
Dokuz yüz on ikide imzalanmış!
“Yediemin” gibi şu İtalya’ya
Sanki öyle emanet bırakılmış(!)

Lozan’dır o antlaşmanın ismi de
Bunu hep kullanmıştır o “üstatlar”.
Ancak tarihçiler semt ismi ile
Genelde “Uşi” olarak andılar.

Sanki adalar icralık gemiydi
Verilmişti “yediemin” ellere?
Elbette üzerine çökecekti
Vallahi inanın yedi bin kere...

Ayrıca bir bakın Milli Misak’a
Adalar’dan hiç bahsedilmez neden?
Müttefikler çökmüştü Adalar’a
Askeri üs yapmışlardı hep birden...

Asker ulaşınca İzmir Rıhtım’a
Dönmüştü yönünü, hedef İstanbul!
Zaten yoktur kurtaracak donanma!
Hâlâ işgal altındadır İstanbul!

Hep ezberden sallarlar höykürerek;
Yüzerek gidilirmiş Adalar’a(!)
Sanki bir plajda yüzüyor mübarek(!)
İmkansızdı denizden bir çıkarma...

Bir atımlık barut kalmış(!) Nerede?
Çünkü bekliyordu tüm müttefikler!
Hem de donanmalarıyla Ege’de
Ve yanlarında Birleşik Devletler…

Lozan’da tartışıldı, bunu geçin
Elbette ayak basılan topraklar...
Ancak basmadığımız yerler için
Yetersiz kalmıştı eldeki kartlar...

Elbet önemli Kerkük de, Musul da…
Milleti zayıf düşürdü savaşlar.
Elimizde kartlar zayıf masada…
Bir de içimizde hainler yaşar...

Bugün iyi bakın Orta Doğu’ya;
Biz bu bölgede bir cephe açsaydık
Bu cephe kolay kapanmazdı daha!
Uzun bir harbi göze alamadık…

Bilin ki uygun değildi koşullar
Başka ne kalmıştı elde avuçta?
Kaybedilmişti çok büyük topraklar
Geçen iki yüz otuz dokuz yılda!

Düşünün, geçen iki buçuk asrı;
Çok fazla kaybettiğimiz topraklar!
Millet perişan, bitkin hayatları;
Zor bela bir kısmını kurtardılar!

Kaybedenlere “Cennetmekan” derken
Cehenneme attılar alanları?
O dünya bu dünya ahkâm keserken
Vallahi kuşattılar dünyaları(!)

Hep derler: “Arşivler bir açılsaymış…”
Sanki herkes onlar gibi hep aymaz…
Kim bir arşivin kapısında kalmış?
Alayı gelse cevabı bulamaz...

Ordunun şu kozmik odası dahil
Yahu girilmeyen neyimiz kaldı?
Söyleyin, bu zevzekler hep mi cahil?
Artık bu yalanlar bizleri baydı.

Arşivleri de sorsunlar Cimer’ den(!)
Aslında bu mesajımız bir kere
Bunu bildiği halde hep seyreden
Şu Türkçü takılan garip tiplere...

Sahte, montaj bilgi ve belgelere
İnandırdılar tüm saf cahilleri!
Algı eşiği de düştü yerlere;
Bunu da hep kullandı birileri.

Halkı bölüp attılar kutuplara;
Dedik ya, hep maksatlı bu yalanlar.
Halkı da alıştırdılar bunlara;
Hep yalanla dolanla uyuttular…

Elbet Lozan’da var yazılmayanlar;
Dinci devşirip, sal Anadolu’ya(!)
Allah’la ve Kur’an’la kandırsınlar;
Gizli şeyleri atsınlar ortaya(!)

Komik hatıratları ver eline
Ve üstüne serp püsküllü yalanlar…
Anlatsınlar her yerde, ölümüne;
Nasıl olsa çok inananlar çıkar...

Sonra devşirme ve aparatları
Lozan’ı da tartışmaya açarlar!
Bir güzel yazarlar senaryoları;
Nasıl olsa bulunur figüranlar…

Şile/31.07.2022

Mustafa Bulan
Kayıt Tarihi : 31.7.2022 08:26:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!