Sen ki bir leydiydin. Antik çağlardan gelmiştin.
Hikayen yazılmış, neslin tükenmişti.
Şairler, mutluluğun salyasına kalem batırır yazardi siirlerini. Soyun sopun ilkin sonu, sessizliğin karıncanın su içişiydi.
Yedi iklimin yağmuru, uzun çayırların yalnızlığı, çimenlerin kokusuydun. Mağara duvarına düşen siluetin paha biçilmez bir resmin imgesiydi.
Bir ahunun ürpertisi, bir düşün yeşil rengiydin. Noktadan önceki virgül, yaramaz bir ünlem, sıralı bir cümleydin. Damaktaki mey, narın çekirdeği ve fesleğenin tohumuydun.
sen ki bir leydiydin ve barışın lordları kapının eşiğindeydi.
Penceredeki yedi gül idin. Onücuncu havari, kirlangic kuyruklu beyaz pelerinli bir periydin.
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta