Her gün daha tenha
tenhalaşınca gün doğar mene
diyir 'mene aşığsan'
Üftade köynüm ki kumru'm
Laleveş- söz mü kumru da
Anlat bize yürüyüşün güzelliğini
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Devamını Oku
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Değerli APEL,şiir düzleminin bütün mekanlarını kalemiyle birbirinden ayrık desenli şiir objeleriyle dekore etmeyi seviyor.
Bunu yaparken ,göze alıyor sınamaları ve başarılı oluyor.
Deneysele yakın bu nadide şiir de bu olgunluğun ürünü.
Çok beğendim.
Kutluyorum.
Erdemle.
İlahi Halenur hanım beni güldürdünüz.Allah'da sizi güldürsün
Babanıza ruhu şad olsun!
Şiveyi becermeye gelince yazarken hayalimde klibini de çektiğim şiirdeki karekter Türk.Sevdiği genç bayan da azeri bir genç hanım.
Eh işte siz hikayenin gerisini anladınız sanırım.
Farsça kelimelerdeki ve azeri dilindeki tınıyı çok şiirsel buluyor,şiirlere çeşni katıyor diye düşünüyorum.
Becerebildiğim pek söylenemez,yine de beğendiğinize sevindim.Güzel bir hafta diliyorum sevgiler...
Sizi okumayı çok seviyorum sevgili Nimet Hanım.
Şiveyi ne güzel vermişsiniz şiirinizde...
Ben de becerebilirsem size rahmetli babamın anlattığı, halen ezberimde olan bir acem hikâyesini yazayım:
Bir türk ve bir acem yolda gidiyorlarmış. Türk, aceme:
-'Arkadaşım, yolumuz uzun, acem hikâyeleri meşhurdur, hadi bize bir hikâye anlat da, yolun uzunluğunu hissetmeyelim,'
demiş.
Acem başlamış anlatmaya:
_'Bi çerem menim başıma bir iş celüptür. On beş arhadaş Terbiz'den çıhtıh, İstanbul'a gelelim. Trene binmedihçim
etrafı seyredek. Arhadaşlardan Hacı Memmet, Meşhedi Abbas, Alesker, Hassan, Hüssen, hemisi menimle beraberetti.
Geldik bir dağ eteciğine. İnsan yoh, heyvan yoh, han yoh, hânımanyoh. Yez dağının çölü... Bahtıhçim bir şir, yâniyaçim
bir erslan yatiyir. Mene diyerler ki Meşhedi, ireli varmıyalım, erslan bizim özümüzü yir. Men dinlemirem. Daldan gabahtan,
daldan gabahtan gidirem. Erslanın guyruğunu kesirem.'
Türk, şaşkın, soruyor:
-'Nasıl olur, arslan seni yemedi mi?'
-'Erslanın başı kesikti. Men gitmişim, guyruğunu kesmişem ağam...'
Umarım beğenirsiniz.
Selam ve sevgilerimle güzellikler diliyorum. Tam puan.
Nimet hanım bu nasıl güzel bir deneme .. deneme olmaktan çıkmış bal gibi de olmuş valla:)) kutluyorum bu güzel şiiri ve sizi..
Bu şiir ile ilgili 4 tane yorum bulunmakta