Ne olurdu, karanlık dünyama!
Bir, sigara ışığı kadar,aydınlık verseydin.
Ne olurdu, kor gibi yanan yüreğime!
su gibi serpilip, söndüre bilseydin.
Ne olurdu, gülteninle!
Atlas ipek gibi,bedenimi sarsaydın.
İNADINA SEVMELİ
Hazan sarmış dallarda
yaprağın yere düşerken rüzgarda savrulması! !
Boynu bükük sevdanın yetim kalışını anlatır
mevsime düşerken kış.
yürüyorum ince uzun bir yoldayım
dertlerimle oldum heybe
bazen sağda bazende sol koldayım
bana sadık yar olmuş gölgem
Geceyimi bekleriz hüzünlenmek için!
Yoksa gecemidir, sessizce hüznü getiren?
Yalınızlığa siyah çalan geceler.
Geceme gam çöktü.
Hüzün makamı çalıyor rüzgar.
Ay donok
Ateş çıplak tenine değdiğinde yakar'ya! !
Kor yanan bir yürek taşıyorum.
Kim çıplak gezebilir dersen ulu orta! !
Ben duygularımı giydirmeden, çıplak geziyorum.
kutup güldane...şairin kırık kalemi
Aylardan ekim
umutlarımın rengi mavi.
Soğuk karanlığa inat,
kan gülleri gibi
güneşin doğuşundaki kızıllık'ta özlemler demlenir.
Ilgıt ılgıt eser rüzgar
Hani bazen herşeyden kaçarsınya bir sahile giderek!
Bir kayığa binip denizin uzaklarında kaybolmak istersin sahilden uzaklaşarak.
Ama aslında sahip olduğun hayal, sahil kadar uzak kalır...kutup güldane
şimdi sahilde olmak vardı
yalın ayak yürüyüp
kumsalda iz bırakmak vardı
martıların çığıltısında
Bu dünya yalan
Dostlar iki yüzlü
Sevgiler sahte oldukça
Yaşamın anlamsızlığı
Başlar umutsuzca
Şanssızım
Omuzlarımdaki yük ağırdı
Hiç görmedim güzel bir gün
Kalmadı başımda akıll
Gözlerimde! puslu yaş kaldı
Yüreğimde! yaralı ve dertli




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!