KÜRSÜ
Bir kalem kırılır kürsüde
Sehpalar kurulur ardından
Karanlık arka bahçelerde
Bir can gider bizlerden
Bir ferman çıkar cuntadan
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Zaten bize ne gelirse dışarıdan zor gelir, İrfan Bey... Bize, bizden gelir iyilik de, kötülük de...
'Kürsü' ele geçirilir önce... Akıl, destek, taktik dışarıdandır -genelde- ama ele geçirme ':çeriden, içimizden...' Artık gerisi gelir... Projeler çizilir, projeksiyonlar üstümüzdedir... Zemin hazırlığı bitince uygulama başlar... Yozlaşma, domino taşları gibidir, biri diğerini tetikler...
Manzara-i umumiye diyoruz ya, mazisi geridedir bugünkü manzaranın... Ve şiir somutlaştırarak çok iyi anlatıyor...
Tebriklerimle Öğretmenim...
Sosyal ve güncel içeriğiyle yetenekli bir
çalışma olmuş. Kürsüden ahkâm kesmek kolay
toplumun refah ve huzurunu sağlamak zordur.
Yandaş bulup kaba kuvvet kullanmak, suçsuz
insanların üzerine kendi korkularını gidermek
için devletin kolluk güçlerini salmak, basiretli
ve akıllı insanların işi olmaz.
Sevgiler, başarılar... ++
Bugünkü acı durumu anlatıyor ustaca yazdığınız şiir ne yazık ki polis devleti kurdular halkı korumak yerine halka karşı koltuğu korumak uğruna...Ellerinize sorgulayan duyarlı yüreğinize sağlık Sn Çelik...tam puanla
Sayın ÇELİK,
Nice kalemler kırıldı.....nice yiğitler vuruldu.....nice gazlar....kurşunlar sıkıldı....kar etmedi hiç birisi....Tarlaya atılan tohum gibiyiz......yeniden doğarız ....bir gider....bin geliriz...
Sade bir dil, akıcı bir anlatım, vurgular yerli yerinde vurgulanan, yürekten gelen seslenişti....
Başarınız daim, kaleminiz tükenmez olsun....
Selam saygı şiire ve şairedir...
Kürsü adaleti çağrıştırıyor ama biz maalesef adaletten, hukuktan bahsedemiyoruz. uluorta çocuklar öldürülüyor öldükleri için suçlanıyorlar.. Kurşun kahbe olmuyor bizim ülkemizde. Sokağa çıkan seslerini duyurmaya çalışanlar yargılanıyor..
Kimseye kalmamış o kolutuklar. Gün gelir onlarda hesap verirler..
Güneşe yüzünü dönüp gidenlere bu uğurda savaşanlara bin selam olsun.. Şiirinizi yürek sesinizi kutluyorum. Saygılar..
bağımsızlık kelimesini en son okul kitaplarında bırakan kişiler için pek fazla anlam taşımasa da, biz onun değerini canımız pahasına da olsa, koruyacağız hocam.. bu uğurda düşen ve dövüşenlere bin selam olsun.. teşekkürler şiire, kutluyor, saygılar sunuyorum..
'Mühür kimdeyse Süleyman odur'... ama tarih kürsüleri; kendi çöplüğüne attığı ne Süleymanlar gördü şimdiye kadar...
Kaleminize sağlık sayın İrfan Çelik...
Bu şiir ile ilgili 7 tane yorum bulunmakta