tüm canlılara merhaba diyebilmeli insan
gururdan, kibirden, nefretten soyunup
dostluğun nü resmini çizebilmeli gözler
ve sözler aşkı tarif etmeli her fırsatta
kandan ve irinden deryalar geçse de ayaklar
savaşların kan kokusunu duysa da ciğerler
kılıç darbeleriyle budansa da bedenler
ah şu düşmanların laneti eksilmese de
yine de sevebilmeli yürekler
unutmak dedikleri en büyük nimet
düşmanlıkların üstüne örtülmeli unutkanlıklar
geçmişin yaralarından kurtulmak için
geleceğin baharlarına varmak için
kalpten kalbe köprüler kurmak için
yıkmalı nefret duvarlarını tam ortasından
çarmıhlara germeli şeytanları
ellerinden, ayaklarından, gözlerinden
kangren olmuş mefretleri kestikten sonra
tüm canlılara merhaba diyebilmeli insan
gururdan, kibirden, nefretten soyunup
dostluğun nü resmini çizebilmeli gözler
yalan dedikleri şu dünyadan yüz çevirebilmeli
taparcasına sevilen para, ev, araba, saltanat
mutlu etmiyor işte tüm varlık savaşları
tadı alındıktan sonra sönüveriyor mutluluklar
toprağın üstündeki cam parçaları almış gözleri
oysa hadi kazsan toprağı elmaslar gizli
mezarın içinde kefenle girmekten başka yol var mı ki
gökten yağmurları yağdıranın aşkına
açgözlülüklere bir son verebilmeli insan
komşusu açken, tok yatan bizden değildir
diyor peygamber, insan sevdiğiyle beraberdir
işte şimdi kulakvermeli Yunus’un sesine
tüm canlılara merhaba diyebilmeli insan
gururdan, kibirden, nefretten soyunup
dostluğun nü resmini çizebilmeli gözler
ve sözler Allah diyebilmeli her fırsatta
sevgiyi var eden O ise eğer
en çok sevilmeye layık olan O değil midir
güneşi doğurmayan şu insanlar
bir ezanla uyanıp, O’nun çağrısına koşup
alnı secdeye koyup, dua etmeli değil midir
yarın bayram, diyor beyaz bir koç getiren melek
İsmail bayram, diyor, İbrahim’in elinden düşüyor bıçak
azad etti işte yoktan var eden
tüm İsmailler özgür şimdi
Hakka teslim olan dost İbrahim diyor ki
tüm canlılara merhaba diyebilmeli insan
gururdan, kibirden, nefretten soyunup
dostluğun nü resmini çizebilmeli gözler
babil kulesinde sineğe yenik düştü Nemrut
Kızıl Deniz’e gömüldü acımasız Firavun
tarih diyor ki İbrahim’i ateşler yakmadı
Mevlana’ya Şeb-i Aruz oldu ölüm
Allah aşkıyla ağlayana yanmak mı ola
koçun ne kanı, ne de eti gidecek O’na
O’nun rızası için sevindirdiğin bir yoksul
bir mazlumun sevinç gözyaşları arşa yükseldiğinde
mutlu olacak çocuklar, yalnız kalmış ihtiyarlar
bundan daha büyük bir bayram mı ola
gönüllerin kapısı ile beraber açılacak cennetler
işte tam da şimdi koşmalı açılan kapılardan içeri
ve tüm canlılara merhaba diyebilmeli
gururdan, kibirden, nefretten soyunup
dostluğun nü resmini çizebilmeli…
Kayıt Tarihi : 7.12.2008 13:09:00
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
![İsa Yılmaz](https://www.antoloji.com/i/siir/2008/12/07/kurban-olmali-dostluklara.jpg)
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!