Kurban, Bayram ve Hacı Bayram (MAKALE)

Mustafa Ceylan
658

ŞİİR


21

TAKİPÇİ

Kurban, Bayram ve Hacı Bayram (MAKALE)

Ankaralı ilim adamı Numan Efendi, bir BAYRAM GÜNÜ gelmişti üstadının yanına. Madde ilimlerinin en zirvesinden, mânâ ilimlerinin kapısının eşiğine bendolmaya gelmişti hem de bir KURBAN BAYRAMI sabahında. Atmıştı mâziye süslü kaftanlarını, lüks koltukları ve görkemli kürsüleri. Kalabalık insan topluluklarını, yüzlerce öğrenciyi ve alkışları geride bırakıp Bursa'da 'Ekmekçi Hoca' adıyla nam salmış, görüntüsüyle sıradan bir 'derviş' manzarası arzeden zatın kapısına dayanmıştı.

Üstadı; ona, adını sormadan daha,
-'Hoş geldin ey beklenen yolcu. Bu kurban bayramı sabahı hoş geldin. Bundan sonra biz ve cümle âlem 'BAYRAM' desinler, adın 'BAYRAM' olsun, olmaz mı? ' demiş;

Kapıda bekleyen ve erim erim eriyen dağ cüsseli Numan, kavuşmuştu bayramına... Bayram ediyordu içi. İçinin içindeki iç, bayram müjdesiyle, aldığı bu yeni isimle bayram ediyordu.

-'Ohhh! ! ! Ne güzellll! ' diye düşündü.
Aradığını bulmuştu. Kurban'da kurban olmaya gelmişti bu muhteşem kapıya...

Öyle de oldu. Kurbanlık koyunlar gibi sessizce uzatıp başını, 'çal bıçağını, dile ve çal sultanım' dedi usulcacık. Teslim oldu..

O günden itibaren Bayram, bayramı yaşadı hep.
Benlik gömleğini soyundu, kurtuldu tenden, maddeden koptu. Hakikat ikliminde yıkandı, duruldu; kurban oldu üstad bıçağıyla. Işık oldu, insan insan aşk oldu ışıdı...

O, bizim kurbandı. O, bizi bayram etti bayramında.

Ya, şimdilerde 'anguslar' gibi 'deli danalar' gibi ithal zihniyet ve amaçla yetiştirilmiş, zaptedilmez kurbanlıklara ne demeli?

Neye? !

-'Kanal D' ye çıkan o deli dana, kesinlikle bizim şairimiz Harun Yiğit'in elinden kaçan 'angus' olmasın? Hah hah haaa! ! olur mu olur...'

Ne ithal danalar var, sahnede...

*

Bayramınız kutlu olsun dostlarım...

Son bir not:

Sahi şu mutfağın imar planı nasıldı. Şeker hastasıyız ya, 'baklava' nın çağrısını duyar gibiyim. Bir keşife çıkmak lâzım değil mi?

*
Son bir not daha:
Antoloji com da BUGÜN DOĞANLAR listesinde BAYRAM GÜNÜ doğan bir GÜLCECİ var. Adı:Refika DOĞAN...
Tebrik ediyorum
ve
Nice uzun yıllara diyorum...
*
*
*
ve
HACI BAYRAM SOHBETLERİ
SOHBETİN ÖNEMİ

Anadolu’yu Türkleştiren ve İslâmlaştıran tüm hareketlerin kaynağında Ahmet Yesevî vardır, Horasan, Şirvan, Erdebil vardır. Hacı Bayram-ı Veli hareketi de aynı kaynaktan hız ve ilham alarak, Erdebil’den Anadolu’ya gelen kutlu bir harekettir.

Mevlâna, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli ve Hacı Bayram- Veli, aynı aşk ve iman ordusunun komutanları olup “diyar-ı rum” adı verilen Anadolu’nun göğsüne ve göklerine huzur, sevgi, barış ve birlik ışıklarını yıldız yıldız yerleştirmişlerdir. Yerleşen bu yıldızlar Anadolu insanının göğsünde ve göklerinde parladıkça, bolluk, bereket, mutluluk ve aydınlık getirmiştir.

“Memleketimizdeki yüzyıllardan beri süregelen inanç birliğini,manevî bütünlüğü sağlayan Mevlâna gibi, Yunus Emre gibi, Hacı Bektaş gibi, Hasan ül Harkanî, Hamidüddin Aksarayî, Yazıcıoğlu Mehmet Efendi, Hacı Bayram-ı Veli, Akşemseddin gibi daha nice adları belli, mezar ve makamları ziyaret edilir büyük kimseler vardır. Onları herkes dili döndüğü kadarıyla veli, eren, ermiş düşünür, büyük mütefekkir, mutasavvıf, şair, âbide şahsiyetler,ruh adamlar diye nitelendirirler. Yüzyıllar boyu bu topraklarda yaşayanların yollarına ışık tutan, ruhlarını aydınlatan, bu büyük insanları gözle görülmeyen bir manevî zincir birbirine bağlayıp adeta kenetlemiştir. Sanki bu ulu kişiler altın bir zincirin birbiri içine geçmiş halkaları gibidirler” ‘(*)

İşte bu altın zincirin birbiri içine geçmiş halkalarından tümünün bir takım ortak özellikleri bulunmaktadır.

Tek kaynağı Kur’an olan bu yüceler
- Vatan sever
- Hoş sohbet
- Çalışkan, üretken ve fedakâr
- Türk dili ve töresine bağlı
- Devlete bağlı
- Millî birlik ve beraberliği isteyen
- Şahsi çıkarını asla düşünmeyen
- Kılık, kıyafet ve görüşte değil öz’de esası arayan
- Temiz ve dürüst
- Tıp, fizik,kimya, astronomi gibi ilimleri iyi bilen
- Türk- İslâm tarihiyle hukuk, ziraat, ticaret, siyaset bilen
- Ekonomide “komşusu açken, tok yatan bizden değildir” ilkesini uygulayan, uygulatan kişilerdir.
- Az konuşan
- Az yiyen
- Az uyuyan
Bu ulu kişiler, yaşamları boyunca alın teriyle kazandıklarıyla yetinmişlerdir. Hiçbir zaman toplumun sırtından geçinen birer parazit olmamışlardır.

Kendilerinin yaşamadığı, tatmadığı hiçbir duygu ve hareketi talebelerine yaptırmamışlardır. 'Sen önden yürü,merak etme, ben arkadan geliyorum! ' Dememişler “Bak ben öndeyim, haydi ne duruyorsun, sen de gel! ” demişlerdir.
- Eline
- Beline
- Diline
Sahip olan bu veliler ordusu, Anadolu’yu Cennet yapan insanlardır. Anadolu’nun bağrındaki her ilde, ilçede ve hattâ köyde talebeleri vasıtasıyle mesajlarını cümle insanlara ulaştırmışlardır.

Hacı Bayram-ı Veli de talebelerinin bir kolu ile Osmanlı Devleti’nin içinde “Devlet-i ebed-müddet” için sarayda ve çevresinde öğretmenlik yaparak devlet adamı yetiştirmişlerdir.

Talebelerinin diğer bir kolu ile de, köy köy, kasaba kasaba “gönüller ordusu- sevgi kervanı” oluşturmaya çalışmışlardır.

Başarılarının temel sebeplerinden birisi, sohbetlerinin yumuşak ve etkili olmasıdır.

Geniş kültürleri ve ilim potansiyellerini mükemmel kullandıkları dilleri vasıtasıyla insanlara anlayabilecekleri şekilde anlatmışlardır. Konuşmaları sırasında kullandıkları her bir kelimeyi özenle seçmişlerdir. Çoğu da “söz uçar, yazı kalır” düsturundan hareket ederek, sohbetlerini, fikir ve düşüncelerini kitap haline getirmişlerdir. Kaleme aldıkları kitaplar, yazıla yazıla günümüze kadar gelmiş ve insanlara ışık tutmaya devam etmiştir.

Şimdi, asıl konumuza bu perpektiften bakalım.

Hacı Bayram-ı Veli’nin sohbetleri ve etkisi hakkında söylenen bir kaç sözü aktaralım:

“Sohbeti gayet müessir idi. Çok kimseyi zirve-i velâyete erişdirmiştir.”
Nefehatü’l-üns çevirisinden
Lâmi’î

“Sohbeti gayet müessir idi. Anlardan pek çok kimse zirve-i velâyete yetişti”
Enisî
i.Yurd metninde

“Hacı Bayram-ı Veli sohbeti gayet müsesir olduğu ve ondan çok kimse zirve-i velâyete yetiştiği, üzerinde birleşilen bir özelliğidir. Bu özellik, kendisinin öğretilerini dersleriyle yapması ve müritlerinin bunları yayması şeklinde tecelli etmiştir”

(*) Fuat Bayramoğlu
a.g.e. sayfa: 60

Demek ki, yapılan tespitlere göre, Hacı Bayram’ın sohbetleri, insanları etkilemede, onlara yol göstermede, ruhlarının ilahî fırtınaya tutulmasında bir numara idi. Çevresinde toplanan insanları kalbinden, beyninden yakalayıp, sevgi barış ve huzur dünyasının tam ortasına bırakıveriyordu…

Kelimeleri arasında sivri, kulak tırmalayan tek bir kelime bulunmuyordu.

Göklerin dipsiz ufkundan serinlik dolu cümleleri seçe seçe susuzluktan kavrulan gönüllere kurtuluş umudu serpiyordu. Hitabet sanatının en güzel örneklerini sunuyordu.

Kara Medrese’de kürsüye oturup “Bismillâh” ile başladığı konuşmaları; dalga dalga Anadolu’nun bağrında yayılıyordu.

Sonra, dergâhta, tarlada, camide, yolda anlattıklarıyla gönüllerdeki o pırlanta tahta oturuyordu.

Sohbet kelimesi 'sahâbe' kelimesini hatırlatmaktadır. Sahabe sevgili Peygamber’imizi gören ve Müslüman olarak ölen kimsedir. Sohbet, sahabeyle konuşmak, hemhâl olmak gibi…

İslâm’ın çok önem verdiği bir konudur sohbet…

Sohbet, (likâ) buluşmak, birlikte yürümek, birlikte oturmaktır. Sohbet, hasretin sona ermesidir. Kavuşmadır, buluşmadır.

Bu kelime Kur’an’da 93 yerde değişik şekilde geçer.74 yerde yanında bulunmak, bir yere veya şeye bağlı halk, topluluk, cemaat veya mensubiyet ifadeleriyle geçtiği gibi, 14 yerde arkadaş, beş yerde de eş veya hanım ifadeleriyle geçer.

Öğretmen, öğrencisine bütün bilgileri bir arkadaş gibi sohbet ederek aktarır. Tasavvufun en büyük ve en birinci metodu sohbettir. Sohbet, kaynaktan kana kana, tas tas içmektir. Her türlü maddî ve mânevî bilgiler, cümle aşk ve iman çiçeklerinden demet demet toplamaktır.

Hacı Bayram öğretisi sohbetle başlar.

Yüce Veli, sohbetlerinde kimi zaman tasavvufla alâkalı eserleri okur ve dinleyicilerin anlayacağı şekilde izahlarını yapardı. Anlaşılması zor, felsefî yönü ağır olan ve Farsça yazılmış olan Fahrettin Irakî’nin “Lemeât” isimli eserini sohbetlerinde okur, izahlarını yapardı. Öğrencilerinin anlaması için bu eserin Türk diline tercüme edilmesini Hacı Bayram istemiştir.

Toplulukla doğrudan yüzyüze gelerek gerçekleştirilen sohbet, doğrudan iletişim özelliği taşımaktadır.

Nitekim, öğrencisi Akşemseddin bu öğretiyi “Şerh-i Ahvâl-i Hacı Bayram Velî” adı ile kaleme almıştır.

Mustafa Ceylan

Mustafa Ceylan
Kayıt Tarihi : 17.11.2010 01:53:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Salih Kozan
    Salih Kozan

    YÜREĞİNİZE KALEMİNİZE SAĞLIK SLM VE SAYGILAR

    Cevap Yaz
  • Yusuf Tuna
    Yusuf Tuna

    Sağolun Mustafa Bey Hacı Bayramı Veli hazretlerinin tasavufa girişini ve hayat nizamını ne güzel anlatmışsınız.Allah razı olsun.

    Cevap Yaz
  • Perihan Pehlivan
    Perihan Pehlivan

    emeğinize sağlık. ilim ve irfan kapısı Hacı Bayram Veli. sanıyorum defalarca okunup feiz alınacak bir hayatı var.hayırlı bayramlar.

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (3)

Mustafa Ceylan