Bir yük gibi yüklerler yüreğini;
İçinde dert, tasa, kara sevda...
Hem de ağzına kadar, tıka pasa.
Sırtına bir küfe, eline bir adres verirler,
Vurur gidersin bilmediğin yokuşlara.
Çıkar gidersin o yokuşları nefes nefese,
Alnından su gibi ter akar.
Yokuş sana yapışır, küfe sırtına;
Sen ise o küfenin ipine sımsıkı...
Terini silsen, küfe düşecek,
Küfe düşse, saçılacak yollara
Onca dert, tasa, bir de o kara sevda.
"Saçılsın, saçılsın" deme sakın,
"Hamalın yükü" diyecekler ,
Milletin diline düşecek.
Onca dert tasa,
Bir olan ,çıkacak bine,.......
Titreyen bacaklarınla, alnından ter aka aka,
Bulursun o meçhul adresi sora sora.
Diyecekler sana ,al sana o adres:
Bir camide bir avlu,
Bir avluda bir musalla taşı...
Bırak şimdi o sımsıkı tuttuğun ipi,
Bırak o küfeyi o musalla taşına.
Toplanırlar birazdan o yükün sahipleri;
Gelecekler helalleşmeye....
Şimdi sen çıkar mendilini,
Buldun işte o doğru adresi,
Sil seni sırılsıklam eden o terini,
Dinlen istediğin kadar ,
Dinlen ey Hamal ,tek başına...
Kurulacak bir gün ,
Bir ilahi terazi , bir mahşer günü,
Dirhem dirhem tartacaklar o akıttığın teri,
Bir yanda , o dert tasa , o kara sevda,
Bir yanda sırtında ki o küfe,
Bakacaklar , hangisi ağır gelecek ,
Tartacaklar kefe kefe.......................
Kayıt Tarihi : 18.06.2026 13:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!