imkansızlıkların cirit attığı bir odanın içine hapsedilmiş cıyak pervane sesi ve yaz sıcağının belli belirsiz esen terli kokusu kıvırcık saçlarının dalgasında kaybolduğu anı unutturmaya yetmiyordu.
masum değildi,ya da masum olmaması gerektiğini öğrenmişti.
yalnız da değildi,kalabalıklarda da yaşamıyordu.
sadece isminin baş harfinde aşk'ın a sını taşıyan ve gözleri hiç mi hiç aşk dolu bakmayan,bedeni sevişmekten büzüşmüş bir fahişe suskunluğu gibiydi..
masum değildim,ama masum görünürdüm.
ellerim ne zaman avuçlasa kalçalarından terk edildiklerim aklıma gelirdi.
sonra terk edeceklerim,ve o..
Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim
Devamını Oku
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim



