İnternette gençlerin ‘’Teyze bu yaşında senin ne işin var internette’’diye üzdükleri bir anın akabinde tanıştım onunla.Uzun süre hotmailden olsun,Msn.den olsun yazıp konuştuk.
Kadın-erkek ayrımı bilmezdi.İnsan olarak bakardı karşısındakine.İnternette yazışıpta dostu kalan nadir kişilerden olmanın gururunu yaşıyorum.Çünkü o çizmeyi aşanı uyarırdı,uyarıları anlaşılmaz ise üzülerekte olsa silerdi hayatından.
Mesleğimin verdiği bir avantaj ve kültürümün katkısı ile insanın hasını tanımaya ve kadın ve erkeğin dost olarak kalabileceğine inanan bir yapıda olmam sebebiyle bir dost bulduğumu anlamıştım.
Evinde misafir ağırlamaktan çok mutlu olurdu.ne yedireceğini ne ikram edeceğini şaşırırdı.onun sohbetinde zamanın nasıl geçtiğini anlamaz,gülmekten yüz kaslarınız gerilirdi.
Birden bir offfff çekti ve ‘’Yine dağlar yıkıldı’’dedi.Ne dağı diye safça sordum.
Gülerek Uludağ,Uludağ dedi.
Çok güçlüidi.Geçirdikleri bir trafik kazasında kendisi de yaralı olduğu halde önce diğerlerine koşmuş ve soğukkanlı bir biçimde İlkyardım hizmetini vererek yaralıların hayatını kurtarmıştır.
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.



